30. KUREYİŞİN MUCİZELER İSTEMESİ, FELSEFE VE TARTIŞMA USLUPLARINA YOĞUNLAŞMASINDAN ÇIKARILACAK DERSLER

1. Hak yol üzere sebat göstermek ve pazarlık kabul etmemek: Mekke hayatının bu döneminde dinin yapısı ve hak üzere sebat gösterebilme yerleşmiş ve yüce vahyin getirdiği şeylerin kıymetini yok edebilecek cılız engellemelerin kabul edilmemesi iyice sağlamlaşmıştı. Allah’a yemin olsun ki, bu ümmetin çocukları sadece ilk Müslümanların Allah’ın kendilerinden razı olduğu ve onların da Allah’tan razı olduğu kimselerin izzet buldukları şeyle izzet bulabilirler. Ömer radıyallahu anh dedi ki: “Bizler kavimlerin en zelili idik ve Allah bizi İslam ile izzetli kıldı. Ne zaman Allah’ın bizi izzetli kıldığı şeyden başka bir şeyde izzet ararsak Allah bizi zelil edecektir.”[1]

Allah Teâlâ şöyle buyurdu: “Zalimlere meyletmeyin yoksa size de ateş dokunur ve Allah’ın dışında dostlarınızda olmaz sonra size yardım da edilmez.”[2] Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Kâb b. Ucre’ye: “Seni sefih idarecilerden Allah’a sığındırıyorum” dedi. Kâb, ‘Sefih idareciler kimlerdir’ dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Benden sonra benim yoluma uymayan, sünnetimi sünnet edinmeyen emirler (idareciler) olacak. Kimler onların yalanlarını doğrular ve zulümlerine yardımcı olursa, onlar benden değil ben de onlardan değilim. Havuzuma da onlar gelemezler. Kimler de onların yalanlarını doğrulamaz ve zulümlerine yardımcı olmazsa onlar benden ben de onlardanım. Onlar havuzuma geleceklerdir.”[3]

2. Gayba iman etmeyi sağlamlaştırmak, vahiy ve iman hakikatlerinin önünde tartışmayı ve felsefeyi terk etmek: Felsefe konusuna ait fikrin aslı Allah Azze ve Celle’nin Araf suresinde İsrail oğulları hakkında anlattığı gibi Yahudi putperestliğidir. “İsrail oğullarını denizden geçirdik ve kendilerine ait putlara ibadet eden bir kavmin yanına geldiler. Dediler ki: ‘Ey Musa! Onların ilahları olduğu gibi bize de bir ilah yap!’ Musa: ‘Muhakkak ki, sizler cahillik eden bir toplumsunuz. Bunların içinde bulundukları şey (din) yok olacak ve yaptıkları şeyler de boşa gidecektir.”[4]

Allah’a yemin olsun ki, Allah Subhanehu ve Teâlâ görüş ile övünmenin; vahye, tartışma ve felsefe ile karşı çıkmanın neticesini Kur’an’ı Kerim’de iman edenlere en güzel bir şekilde anlatmıştır. Nuh aleyhisselam ve oğlundan bahsetmiş ve oğlunun ilahi emre kendi görüşü ve tartışma üslubu ile karşı çıktığını ve helak olanlardan olduğunu beyan etmiştir. Nuh aleyhisselam oğluna “Ey oğlum! Bizimle beraber gemiye bin ve kâfirlerle birlikte olma” dediğinde, babasının çağrısına karşılık oğluna gurur ve kibir galip gelmiş, aklı ve kendi görüşüne göre babasına şöyle diyerek ilahi emrin tersine hareket etmişti: “Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım.” Nuh aleyhisselam da oğluna şöyle cevap vermişti: “Allah’ın kendisine rahmet ettiği müstesna Allah’ın emrine karşı bu gün koruyucu yoktur. İkisinin (baba ile oğul) arasına dalga girdi ve oğlu boğulanlardan oldu.”[5] Böylece hakkın fırtınaları ve etkileyici vahyin akışı altında felsefe ve tartışmacı tavır boğulup gitti.

3. Bilgilerin başkasından alındığı ile itham etmek kâfirlerin ileri gelenlerinin, hak davetçilerine ve ihlas sahibi kimselere karşı başvurdukları eski bir yöntemdir: Peygamberleri yalanlamak ve onları şüpheli şeylerin akıntısına düşürerek görevlerinden vazgeçirmeye çalışmak eski bir yöntemdir. Zalim ve baskıcı ileri gelen kimseler nebilerine önceden bu şekilde karşı çıktılar ve bu yaptıkları ile insanların onlardan uzaklaşacaklarını zannederek aldatıcılıkla ve her türlü ayıplama ile onları nitelediler. Nuh aleyhisselam’ın kavmi O’na şöyle demişti: “Biz seni ancak bizim gibi bir beşer olarak görüyoruz. Sana tabi olan kimseleri de bizim basit fikirli aşağılık kimselerimiz olarak görüyoruz ve sizin bize karşı üstünlüğünüzü düşünmüyoruz. Bilakis sizler yalancılarsınız.”[6] Araf suresinde ise şöyledir: “Nuh’un kavminden ileri gelenler: ‘Biz seni muhakkak ki, apaçık bir sapıklık içerisinde görüyoruz”[7] demişlerdi.

 

[1] Sahih Eser: Hakim 1/61, 62

[2] Hud suresi 113

[3] Sahih Hadis: Tirmizi 614, Sahihi Nesâi 3923

[4] Araf suresi 138 – 140

[5] Hud suresi 43

[6] Hud suresi 27

[7] Araf suresi 60

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir