42. EBU TALİP VE HATİCE RADIYALLAHU ANHA’NIN VEFATINDAN ÇIKARILACAK DERSLER

1. Ölüm anında ölmek üzere olan kimseye şehadet kelimesini telkin etmek sünnettir: İşte bu, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in amcasının vefatı anı geldiğinde, ona şehadet kelimesini söylemesi için gayret göstermesidir. Zira ölüm anında bu kelimeyi söylemek hayatın güzel bir şekilde sonlandığı alametlerden biridir. Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ölülerinize ‘La ilahe ilallah’ı telkin ediniz.”[1] İbni Hibban bu hadisi şu ziyade ile rivayet etti: “Her kimin ölüm anında son sözü ‘La ilahe illallah’ olursa önceden başına ne gelirse gelsin günlerden bir gün cennete girer.”[2]

Ölünün yanında bulunan kimseler hayır konuşurlar. Çünkü melekler orada bulunanların dualarına ve söyledikleri sözlere âmin derler. Ummü Seleme radıyallahu anha’dan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hastanın yanında veya ölü birinin yanında olduğunuzda hayır konuşun. Çünkü melekler söylediğiniz şeylere âmin derler.”[3]

2. Müslüman bir kimsenin, Müslüman olması ümit edilen kâfir birinin vefatı anında yanında bulunmasında bir sakınca yoktur: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem amcasının vefat anında, Allah Azze ve Celle’nin amcasının hayatını hayırlı bir şekilde sonlandırması için, şehadet kelimesini söylemesini umarak yanında bulunmuştu. Aynı şekilde kendisine hizmet eden Yahudi gencin ölüm anında da böyle yapmıştı. Enes radıyallahu anh şöyle dedi: “Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e hizmet eden Yahudi bir genç vardı. Hastalandı, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem onu ziyaret etti, başucuna oturdu ve ‘Müslüman ol’ dedi. Genç yanındaki babasına bakıyordu. Babası ona: ‘Ebu’l Kasıma itaat et’ dedi. Genç Müslüman oldu. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem dışarı çıktı ve: ‘Onu ateşten kurtaran Allah’a hamt olsun’ dedi.”[4]

3. Allah Azze ve Celle’ye rağmen birine dostluk beslemek yoktur, inadın etkisi mahrum olmaktır ve masiyetlere aldırış etmeyerek biriktirilmesi neticesinde pişmanlık ve hüsran vardır: Kalbin, canlılığına engel olan, hareketini ve salim yapısını tehdit eden bazı hastalıklar isabet eder. Kişi bu hastalıkları ve içindeki bu kusurları ihmal eder bırakırsa kalpte bunlar gelişir, bedeninin büyük bir kısmını meşgul eder. Kelimeyi şehadeti hatırlatıcıların bulunmasına rağmen kişinin dili bu kelimeyi söylemekten aciz kaldığında, bu hastalıklar ölüm anında sahibinin hissedebildiği tehdidin kaynağı haline gelir. Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizin le bu kelimenin arasına bir şey girmeden önce La ilahe illallah’ demeyi çoğaltın ve ölmek üzere olanlarınıza bunu telkin edin.”[5]

4. Faziletli eşin fazileti kalıcıdır. Kocası, vefat eden karısının iyiliklerini ve kendisini mutlu ettiği günleri hatırlar durur: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem hayatını, kalbini, aklını, anısı ile dolduran ve ölümü ile ayrılışından sonra birçok amelinde yer verdiği fazilet sahibi olan eşi, Hatice’nin ölümü ile kaybetmişti. (Onun fazileti ile ilgili) Ebu Hureyre radıyallahu anh dedi ki: “Cebrail Nebi (Hira dağına iken) sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi ve: ‘Ey Allah’ı Rasulü! Bu sana doğru bir kapla gelen, yanında da azık, yiyecek veya içecek bulunan Hatice’dir. O sana geldiği zaman Rabbisinden ve benden ona selam söyle. Onu cennete gürültünün ve yorgunluğun olmadığı altından bir ev ile müjdele.”[6]

5. Kötü arkadaşların ve dostluğun tehlikesi: Kötü arkadaş edinmenin hatası, insanı yaşamında belki de ölüm anında bile takip eder. İşte bunun kanıtı Ebu Talib’in, Ebu Cehil ve Abdullah b. Ebu Umeyye’nin sözünden etkilenmesidir. Allah’u Teâlâ şöyle buyurdu: “Zalim o gün elini ısırır ve keşke Peygamberle birlikte bir yol edinseydim. Yazık bana keşke falancayı dost edinmeseydim, der.” [7] Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Salih arkadaşın misali misk kokusu taşıyan kimse gibidir. Ondan san bir şey bulaşmasa da kokusu sana sirayet eder. Kötü arkadaşın misali de körükle ateş körükleyen kimse gibidir. Onun siyahlığı sana bulaşmasa da dumanı sana sirayet eder.”[8]

 

[1] Müslim 917

[2] Sahih Hadis: İbni Hibban 719

[3] Müslim 919

[4] Buhari 1356

[5] Sahih Hadis: Sahiha 468

[6] Buhari 3820

[7] Furkan suresi 27, 28

[8] Sahih Hadis: Ebu Davut 4829

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir