43.TAİFE YOLCULUK, İSRA VE MİRAÇ HADİSELERİ

Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in sıkıntısı, amcası Ebu Talip’in vefatından sonra iyice artmıştı. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem kavmi içerisinde şeref ve nesep sahibi olan, kardeşinin oğlunu savunmak için bütün gayretini yayan ve çokça koruyan amcasını kaybettikten sonra müşrikler, onu ortadan kaldırmayı tasarlıyorlardı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Mekke’nin civarında sığınılacak güvenilir bir yer bulur umuduyla Mekke’nin dışına çıkmayı düşünüyordu. Peygamberliğin onuncu yılının Şevval ayında Mekke’ye yaklaşık seksen kilometre uzaklıkta olan Taife yönelerek çıktı. Orası Sekif kabilesinin yurdu idi. Allah’ın salat ve Selam’ı üzerine olsun oraya gidiş ve dönüşünde yaya yürümüştü. Ona kölesi Zeyd b. Harise arkadaşlık ediyordu. Yolda her kabilenin yanına vardıklarında onları İslam’a çağırıyor, o kabilelerden hiçbiri onun çağrısına cevap vermiyordu. Taife vardıklarında içerisinde Amır b. Umeyr Es Sekafi’nin oğullarının bulunduğu erkeklerden bir topluluğa yöneldi. Onlar Abdu Yaleyl, Mesud ve Habib’dir. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem onları Allah’a ve İslam’a yardıma çağırdı onlar, çirkin bir şekilde reddettiler ve ağır sözler kullandılar. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem faydasız bir şekilde onların evlerine gidip gelerek orada on gün kadar kaldı. Hatta kedisine ‘memleketimizden çık’ dediler, küçük çocukları ve ayak takım kimseleri ona karşı kışkırttılar.

Ayşe radıyallahu anha’dan  “ ‘Ey Allah’ın Rasûlü! Uhud gününden daha sıkıntılı bir gün yaşadın mı?’ diye sordum: ‘Yemin olsun ki kavminden (Kureyiş’ten) karşılaştım.  Onlardan Akabe günü gördüğüm şeyler daha sıkıntılı idi. Kendimi İbni Abd Yaleyl b. Abdu Kulale’ye arz ettim, istediğim şeyle bana cevap vermediler. Ben de yüzüm üzüntülü bir halde ayrıldım. Karn’ı Sealib’ mevkiinde kendime geldiğimde başımı kaldırdım bir bulut beni gölgelendiriyordu. Baktığımda bir den Cebrail’i gördüm. Bana seslendi ve Muhakkak ki Allah Azze ve Celle kavminin sana dediği şeyi ve verdiği cevapları işitti. Sana, onlar hakkında dilediğin şeyi emretmen için dağlar meleğini gönderdi… Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona: ‘Allah’ın onların nesillerinden kendisine hiçbir şeyi şirk koşmayan sadece Allah’a ibadet eden kimseler çıkarmasını umuyorum’ dedi.[1]

(Dağlar meleğinin gelmesi ile) Allah’ın salatı ve selamı üzerine olsun Mekke ehlinden bu azgın kimselerin kendisine reva gördüğü acıları unutmuş, nefsinin hakkından ve kendisine kötülük yapanlardan intikam alma duygusundan vaz geçmişti. O, insanların çoğunun göremediği uzak ufuklara bakıyor, bu davetin geleceğini ve onu yüklenecek kimseleri düşünüyordu. Belki de Allah,  bu inatçı kimselerin soyundan canı ve malı ile bu yüce dini müdafaa edecek kimseleri çıkartacaktı.

Sıkıntılı Taif yolculuğunun dönüşünden sonra isra ve miraç hadisleri gerçekleşti. Bunlar Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem için Allah’tan teselli ve moral olmuştu. İmam Buhari isra hadisesinin Ebu Talip’in ölümünden sonra gerçekleştiğini söyler. Allah Subhanehu şöyle buyurdu: “Kulunu bir gecede ayetlerimizi göstermek için Mescid’i Haram’dan etrafını bereketli kıldığımız Mescid’i Aksa’ya yürüten Allah ne mübarektir. Muhakkak ki o çok iyi işiten ve görendir.”[2] Necm suresinde de şöyle buyurdu: “…Kuluna vahyedeceği şeyi vahyetti. Kalp gördüğü şeyi yalanlamadı. Onun gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz? Yemin olsun ki onu (Cebrail’i) bir kez daha görmüştü…”[3]

İsra Mekke’de Mescid’i Haram’dan Kudüs’teki Mescid’i Aksaya yolculuktur. Ziyaret edilecek ve yolculuk için hazırlık yapılacak üç mescidin en uzağı olduğu için bu isimle isimlendirilmiştir. Miraç ise isradan sonra mahlûkatın bilgilerinin orada son bulduğu bir seviye olan göklerin tabakalarına çıkma ve Mekke’ye dönme işidir. Muhakkak ki, İsra ve Miraç hadiseleri ne hayal nede uyku olmayıp Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in hem bedeni hem de ruhu ile olmuştur. Böyle olmasaydı, onun meydan okuma ve mucize anlamı olmazdı. Bu konun ipatı hususunda kitap ve sünnetin nasları tevatür derecesindedir. (Bu konuda kapsamlı bilgi için Sahihi Müslim birinci cilt 162 nolu hadise müracaat edilmelidir.)

 

[1] Müslim 1795

[2] İsra suresi 1

[3] Necm suresi:10-13

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir