بسم الله الر حمن الر حيم

46.İSRA VE MİRAC HADİSELERİ İLE GERÇEKLEŞEN OLAYLARDAN ÇIKARTILALACAK DERLSER

1. Miraç olayında, Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın uluv (üste olma) sıfatının ispat edilmesi vardır: İmam Müslim’in rivayet ettiği Enes radıyallahu anh’ın hadisinde ki Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sözü: “Sonra biz semaya çıkarıldık ve Cebrail kapının açılmasını istedi…” Allah Azze v Celle’nin uluv sıfatının ispatıdır. Secde suresinde buyurduğu gibi: “O gökten yere işleri idare edendir. Sonra miktarı sizin saydığınız senelerden bin sene kadar olan bir günde işler ona çıkar.”[1] Yine azameti yüce olan Allah Mülk suresinde şöyle buyurdu: “Göktekinin (Allah’ın) sizi yere geçirmesinden emin mi oldunuz? Bir den yer sallanır.”[2]

Muaviye b. Hakem Es Sülemi radıyallahu anh’dan rivayet edilen bir hadiste, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu sahabenin cariyesine: “Allah nerededir? Deyince kadın: ‘Göktedir’ dedi. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem: ‘Ben kimim’ diye sorunca, kadın: ‘ Sen Allah’ın Resulüsün’ dedi. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem adama: ‘Bu cariyeyi âzâd et çünkü o müminedir’ buyurdu.[3]

2. Beyt’ü l-Makdisde gerçekleşen isra olayında, liderliğin Yahudilerden alınıp Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in ümmetine çevrilmesinin beyanı vardır: Allah Subanehu ve Teâlâ isra hadisesinin Beytü’l Makdis’te olmasını dilemiştir. Bunda da Yahudilerin ilahi vahyin kerametini heder ettiklerinin, nebileri öldürdüklerinin ve hevalarının peşine düştüklerinin beyanı söz konusudur. Onlar insanlığa lider olma makamından azledilecek ve Allah bu makamı; iyiliği emretme, kötülükten da sakındırma görevini, insanlara şahit, vasat ve adil olacak Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in ümmetine nakledecektir. Enes radıyallahu anh’dan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “ (İsra gecesi) Musa’nın yanına geldim ona selam verdiğimde şöyle dedi: ‘Kardeş ve nebi olan kimseye merhaba’ Onu geçtiğim vakit ağladı. Seni ağlatan nedir denildiğinde? ‘Ey Rabbim! Benden sonra gönderdiğin bu gencin ümmeti cennete benim ümmetimden daha fazla olarak girecek’ dedi.”[4]

3. Beş vakit namazın miraçta farz kılınmasının hikmeti: Şeriatın diğer hükümleri yeryüzünde farz kılındığında beş vakit namaz miraç gecesi semada farz kılındı. Bu durum namazın önemine, Allah Subhanehu ile sıkı bir bağa ve yüce dinin direği olduğuna işaret eder. İnsanları; nefsi şehvetler, sapkın vesveseler, dünya maksatları ve geriye çeken etkenler oyaladığı her zaman, Allah Teâlâ namazı, insanları yükseltici ve onları yüceltici bir merdiven olması için miraçta farz kılmıştır. Allah Azze ve Celle Ankebut suresinde şöyle buyurdu: “Kitaptan sana vahyolunanı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki, namaz hayasızlıktan ve kötülükten korur. Allah’ın zikri daha büyüktür. Allah yaptığınız şeyleri bilir.”[5]

4. İsra hadisesi, dünya acılarını ve üzüntülerini hakir görmek; miraç olayı ise haddi aşan kimselerin kendisinin önünde alçaldığı vâsi olan (her şeyi kaplayan) Allah’ın hükümranlığına yükselmektir: Allah Azze ve Celle daha önce geçen İbrahim aleyhisselam’dan bahsederek şöyle buyurdu: “İşte böylece İbrahim’e kesinkes iman edenlerden olması için göklerin ve yerin hükümranlığını gösterdik.”[6] Allah Subhanehu’nun birbirinden uzak, harika ufuklarda olan hükümranlığına peygamberler şahit olup, O’nun kudretinin ayetlerini gözleri ile gördüklerinde, önlerinde tağutların yaptığı şey basitleşmiş ve o kimseler küçülmüşlerdir. Böylece peygamberler korkmadan çekinmeden kesin inandırıcı hak delillerle haddi aşan kimselere karşı çıkma işini yerine getirmişlerdir. İşte bu kendilerinden sonra kimselere en güzel örnek olması için Allah Teâlâ’nın Rasulleri ve Nebileri hakkındaki sünnetidir.

 

[1] Secde suresi 5

[2] Mülk suresi 16

[3] Müslim 537

[4] Buhari 3887

[5] Ankebut suresi 45

[6] En’am suresi 75

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir