بِسْمِ اللهِ وَ الْحَمْدُ لِلَّهِ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ

1. ALLAH İNANCI:

-Beda (ilimden önce cahil olma) sahibidir. Buna karşın imamları bütün ilimleri bilir, onlara gizli bir şey kalmaz.

-Zaman, mekan, keyfiyet, hareket, intikal ve cisimlerin sıfatlarından hiçbiriyle sıfatlanamaz. O nuzül etmez, dünyada ve ahirette asla görünmez.

2. KUR’AN İNANCI:

-Mahluktur.

-Sahâbe tarafından ekleme ve artırma yapılmıştır.

-Kur’an’dan ‘Velayet Suresi’ ile ‘Ali ve Muhammed Ailesi’ lafızları çıkarılmıştır.

-Cebrail (Aleyhi’s-Selam) in getirdiği Kur’an 17000 (on yedi bin) ayetti, halbuki şu an 6236 ayettir.

-Kur’an’ı Allah’ın indirdiği şekliyle yalnızca Ali (Radıyallahu Anh) ve vasileri (imamlar) cem edebilir (bilebilir).

-Kur’an’ın tertibi Allah ve Rasûlü’nün razı olacağı şekilde değildir.

-Kur’an’da geçen tağut kelimesi ile kastedilen Ebu Bekir ve Ömer (Radıyallahu Anhuma) dir.

-Nahl Suresi 90. ayette geçen ‘fahşa’ Ebu Bekir, ‘münker’ Ömer ve ‘bağy’ ise Osman (Radıyallahu Anhum) dır.

3. SAHÂBE İNANCI:

-Sövme, hakaret ve tekfir etme (kafirlikle itham) üzere kuruludur.

-Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den sonra Mikdam bin Esved, Ebu Zerr ve Selman-ı Farisi (Radıyallahu Anhum) haricindeki sahâbe dinden dönmüştür.

-Ebu Bekir ve Ömer ile o ikisini sevenler kafirdir.

-Ebu Bekir ve Ömer ile kızları Aişe ve Hafsa (Radıyallahu Anhum) ya lanet okurlar.

-İmamiye dininin gereklerinden bazıları:

  1. a) Mut’a nikahını helal bilmek,
  2. b) Temettü Haccı yapmak,
  3. c) Ebu Bekir, Ömer ve Osman (Radıyallahu Anhum) dan beri (uzak) olmak,
  4. d) Muaviye, oğlu Yezid ve Ali’ye karşı savaşan herkesten uzak olmaktır.

-Ömer (Radıyallahu Anh) in katledildiği günde düğün yaparlar ve onun katili olan Mecusi Ebu Lu’lu’ya ‘Şucauddin (Dinin Yiğidi/Kahramanı)’ derler.

4. YAHUDİLERLE BENZERLİKLERİ:

-Yahudiler ‘Mesih Deccal ve kılıç inene kadar cihad yoktur.’, Rafiziler ise ‘Mehdi gelip bir münadi de gökten seslenene kadar cihad yoktur’ derler.

-Yahudiler ‘Krallığa ancak Davud’un soyu layıktır.’, Rafiziler de ‘İmamlık ancak Ali’nin evladına layıktır.’ derler.

-Yahudiler namazı yıldızlar görününceye kadar tehir ederler, Rafiziler de akşam namazını aynı vakte geciktirirler.

-Yahudiler insanları ‘Yahudiler ve diğerleri’ diye ikiye ayırır ve kendi dışındakileri putperest olarak görürler. Rafiziler de ‘Velayet’i kabul etmedikleri için kendileri dışındakileri kafir sayarlar.

-Yahudiler Tevrat’ı tahrif ettiler, Rafiziler ise Kur’an’ın tahrif edildiğini iddia ederler.

-Yahudiler de Rafiziler de mestlere meshetmezler.

-Yahudiler Cebrail (Aleyhi’s-Selam) e düşmanlık ederler, Rafizilerden Gurrabiyye fırkası ise vahyi Ali (Radıyallahu Anh) yerine Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) e getirdiği için onun hata ettiğini söylerler.

5. HIRİSTİYANLARLA BENZERLİKLERİ:

-Hıristiyanlar hanımlara mehir ödemezler, mal gibi faydalanırlar. Rafiziler de mut’a nikahını helal sayarak böyle evlenirler.

6. YAHUDİ VE HIRİSTİYANLARIN ÜSTÜN YÖNLERİ:

-‘Dininizin en hayırlıları kimdir?’ diye sorulduğunda Yahudiler ‘Musa ve ashâbı’, Hıristiyanlar da ‘İsa’nın havarileri’ diye cevap verirler. Rafizilere de ‘Dininizin en şerlileri kimdir?’ denildiğinde ‘Muhammed’in ashâbı’ derler.

7. İMAMLARI HAKKINDAKİ İNANÇLARI:

-Allah’ın belirlemesiyle belirlenirler.

-İlahi koruma sonucunda masumdurlar (günah işlemezler).

-Yeryüzü, insanlar var oldukça imamsız kalmaz.

-Allah tarafından desteklenirler.

-Kulların amelleri bilgileri dahilindedir.

-Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hariç (melekler dahil) tüm mahlukattan üstün ve şereflidirler.

-Tüm nebilerden daha alimdirler.

-Allah onlarla bilinir ve onlarla Allah’a ibadet edilir.

-Sözleri ve emirleri Allah’tan indirilmiş gibidir.

-Göğün ve yerin ilmi, olmuş ve olacakların ilmi onların yanındadır.

-Varlıkların yaratılmasında vasıta ve sebeptirler.

-Ne zaman öleceklerini bilirler ve istedikleri zaman ölürler.

-Tekvini (yaratılışla ilgili) velayet hakları vardır.

-Dua, ancak onların isimleri ve aracılıkları ile kabul edilir.

-Nuh boğulmaktan, İbrahim ateşten, Musa Firavun’dan ve İsa (Aleyhimu’s-Selam) asılmaktan onların hakkı için dua ettiklerinden dolayı kurtulmuşlardır.

-İlah ve Rab olduğuna inanmaksızın (ister diri, ister ölü, ister taş ve ister çamur olsun) Allah’tan başkasından istekte bulunmak şirk değildir.

-Onların helal kıldıkları helal, haram kıldıkları haramdır.

-Onlar Ali (Radıyallahu Anh) nin sulbünden Allah’ın çocuklarıdır.

-12. İmamları olan Kaim, h.255 yılında doğmuştur ve halen (şu an h.1428 yılındayız) yaşamaktadır.

-İmamlara bu şekilde inanmayanlar kafirdir.

8. RİCAT AKİDESİ:

-12. İmamları olan Kaim, ahir zamanda ortay çıkacak, siyasi düşmanlarını boğazlayacak ve diğer fırkaların gasbettiği hakları Şia’ya iade edecektir.

-Ebu Bekir ve Ömer (Radıyallahu Anhuma) onun zamanında asılacaktır.

-O, Aişe (Radıyallahu Anha) yi diriltecek ve ona had cezası uygulayacaktır.

-Zimmet ehli olan Yahudi ve Hıristiyanlarla barış yapacak ve onlardan cizye alacaktır.

9. TAKİYYE (İNANCINDAN BAŞKASINI SÖYLEME/YAPMA) İNANCI:

-En faziletli ameldir.

-Yapmayanın imanı yoktur.

-Dinin 9/10 u (onda dokuzu) takiyyedir, yapmayanın dini yoktur.

-Takiyyeyi terk edenin bu günahı ebediyyen mağfiret edilmez (bağışlanmaz).

-Takiyye ile bir münafığın arkasında kılınan namaz, imamlarının arkasında namaz kılmak gibidir.

-Mecbur kalınırsa takiyye olarak her türlü yemin edilebilir.

10. ÇAMUR AKİDESİ:

-Hüseyin bin Ali (Radıyallahu Anhuma) nin kabrinin çamuru her derde şifadır.

-O çamurla çocuklara tahnik (yeni doğan bebeğin ağzına konulması ki, Rasûlullah bunu hurma ile yapardı) yapılır.

-O, bir yere gönderilen herhangi bir şeyle beraber bulundurulursa onun için bir güvencedir.

-O vesile yapılarak Allah’tan istekte bulunulabilir. Buna tevessül etmek diyoruz.

-Şiiler seçkin bir topraktan, Sünniler ise başka bir (kötü) topraktan yaratılmıştır. Bu ikisinin karışımından Şiilerin günahkarları ortaya çıkmıştır. Sünnilerdeki salah ve güvenilirlik ise karışımdaki Şia toprağının etkisi sebebiyledir.

-Kıyamet günü Şia’nın günah ve cezası Sünnilere, Sünnilerin hasenatları ise Şia’ya verilecektir.

11. EHLİ SÜNNET HAKKINDAKİ İNANÇLARI:

-Malları ve kanları mübahtır.

-Şia dışındakiler pis olarak doğar.

-Şeytan parmağını her doğan çocuğun vücuduna sokarak zarar verir, çocuk da bu sebeple ağlar. Doğan Şii ise ondan uzaklaşır ve ona zarar vermez.

-Şia dışındakiler veled-i zinadırlar.

-Yahudi ve Hıristiyanlar aslen kafir, Ehli Sünnet ise mürteddir. (Dinden çıkan manasına gelen mürtedin küfrü, aslen kafir olanınkinden daha şiddetlidir. Bu sebeple tarih boyunca Ehli Sünnet’in aleyhine onlarla yardımlaşmışlardır. Özellikle Tatarların Müslümanları katletmesinde onların tarafında bulunmuşlar ve yardımlarını esirgememişlerdir.)

12. MUT’A İNANCI VE ONUN FAZİLETİ:

-Mut’a (para veya mal vererek geçici süreyle bir kadınla birlikte olma şeklindeki nikah şekli) dindir.

-Onunla amel edenler dinleriyle amel etmiş, inkar edenler ise dinlerini inkar etmiş olurlar.

-Mut’ayı inkar eden kafir olur.

-Mut’a çocuğu, şer’i nikah çocuğundan faziletlidir.

-Allah onlara sarhoş edici içecekleri haram kılmış, onun yerine mut’ayı helal kılmıştır.

-Mut’ayı bir kere yapan Hüseyin (Radıyallahu Anhuma) in, iki kere yapan Hasan (Radıyallahu Anhuma) ın, üç kere yapan Ali (Radıyallahu Anh) nin ve dört kere yapan da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nin derecesinde olur.

-Mü’min bir kadınla mut’a yapan Kabe’yi 70 kere ziyaret etmiş gibi olur.

-Mut’anın bir sınırı yoktur, 1000 kere de yapılabilir.

-Aynı zamanda kadına dübüründen (makatından) yanaşmak (birleşmek) caizdir.

13. NECEF VE KERBELA İNANCI, ORALARI ZİYARETİN FAZİLETİ:

-Allah’ın haremi Mekke, Rasûlü’nün haremi Medine, Ali’nin haremi Kufe ve onların haremi ise Kum şehirleridir.

-Kerbela toprağı eklenmeseydi Kabe yaratılmaz ve faziletli kılınmazdı.

-Hüseyin (Radıyallahu Anhuma) in kabrinin ziyaret sevabı, makbul 20 hac ve 20 umreye, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile yapılmış 20 savaşa denktir.

-Bu ziyaret (hacıların Arafat’a çıkma günü olan) Arafe günü yapılırsa sevap, 1000 hac ve 1000 umre ile 1000 savaşa denk olur.

-Hüseyin (Radıyallahu Anhuma) in kabrini özürsüz olarak ziyaret etmeyi terk eden cehennem ehlindendir.

-Hüseyin (Radıyallahu Anhuma) in kabrini ziyaret, Arşı üzerinde Allah’ı ziyaret gibidir.

-Allah, Arafe günü (Arafat’ta vakfe yapanlara değil de) Hüseyin (Radıyallahu Anhuma) in kabrini ziyaret edenlere bakar.

-Allah melekleriyle birlikte, nebiler ve mü’minler de Ali (Radıyallahu Anh) nin kabrini ziyaret ederler.

-Ziyaret esnasında kabre yönelmek gereklidir. Çünkü o, Allah’ın yüzü olduğu için kıbleye yönelmek gibidir.

-İmamların türbelerinde kılınan namaz mescitlerde kılınandan üstündür.

-(Kabe’de değil de) Ali (Radıyallahu Anh) nin kabrinin yanında kılınan namaz, başka yerde kılınandan 100.000 (yüz bin) kat üstündür.

-(Kabe dahil) Kerbela’dan daha kutsal bir yer yoktur.

-Kufe Mescidi’nde kılınan farz namaz hac yerine, nafile namaz ise umre yerine geçer.

14. AŞURA (MUHARREM’İN ONUNCU) GÜNÜ İNANCI:

-Muharrem Ayı’nın ilk on günü Allah’a yakınlaştırıcı bir amel olarak siyah elbise giyerler.

-Aşura günü ise yanaklar, göğüsler ve sırtlarını döverler, bazen bunun için zincir ve kılıç kullanırlar.

-Yakalarını parçalayarak ağıtlar yakarlar.

-Aşura günü törenlerinde ayrıca;

  1. a) Ömer ismini verdikleri bir köpeği ortaya getirerek bastonla döverler ve taşlarla öldürürler.
  2. b) Aişe ismini verdikleri bir oğlağı ortaya getirerek tüylerini yolarlar ve öldürünceye kadar döverler.

-Bütün bunlar Allah’ın şiarlarına (gösterge ve değerlerine) tazim (yüceltme) sayılır.

15. BEY’AT (EMİRE TABİ OLMA) İNANCI:

-Kaim dışındaki her sancak sahibi emir tağuttur.

-Diğer emir ve hakimlere itaat, takiyye olarak caizdir.

-Üç raşit halife gaspçı, zalim ve mürteddirler.

-O üçüyle beraber olup onlara yardım edenler de tağut ve zalimdirler.

16. RAFİZİLERLE YAKINLAŞMANIN HÜKMÜ:

-Allah’ın Kitabı’na hakaret ederek O’nu başka türlü yorumlayan,

-Kur’an’da eksiltme ve artırma olduğunu iddia eden,

-Fatıma (Radıyallahu Anha) ya Kur’an’dan sonra da ilahi bilgiler nazil olduğunu iddia eden (Fatıma’ya Nebi’den sonra Cebrail tarafından Levh-i Fatıma diye adlandırdıkları bir vahyin getirildiğini iddia etmektedirler),

-İmameti nübüvvet (peygamberlik), hatta ondan daha üstün gören,

-İmamların meleklerden ve nebilerden daha üstün olduğuna inanan,

-İmamlarını Allah’a mahsus olan bazı sıfatlarla sıfatlayan,

-Ali, Hasan, Hüseyin (Radıyallahu Anhum) ve imamlarından istekte bulunup onlara yalvaran,

-Birkaçı dışında sahâbenin kafir olduğuna inanan,

-Takiyye adı altında yalanı ve aldatmayı din kabul edinen,

-Ve daha bir çok sapıklıklarla donanmış olan bu taifeyi;

  1. a) Dost edinmek,
  2. b) Onlarla yakınlaşmak,
  3. c) Yardımlaşmak,
  4. d) Allah’ın ismini ansalar bile kestiklerini yemek,
  5. e) Kardeşlik ve muhabbet çağrılarını kabul etmek caiz değildir.

Çünkü;

-Dr. Nasır el-Kifari onların Müslümanlardan ayrılmış olduklarını haber vermiş,

-İmam Malik onlarla konuşmaktan ve onlardan rivayette bulunmaktan sakındırmış, İslam’dan nasipleri olmadığını söylemiş ve sahâbeye buğz etmeleri sebebiyle onların kafir olduklarına hükmetmiş,

-İmam Kurtubi, İmam Malik’in bu görüşünün isabetli olduğunu belirterek sahâbeyi küçük gören ve onlara dil uzatan kimselerin Allah’ın buyruğunu reddetmiş ve Müslümanların şeriatlarını iptal etmiş olacaklarını söylemiş,

-İmam Şafi, Rafiziler kadar yalancı şahitlikte bulunan kimse görmediğini bildirmiş,

-İmam Ahmed bin Hanbel, Ebu Bekir ve Ömer (Radıyallahu Anhuma) e buğz edenlerden uzak durulması gerektiğini, onlara ve Aişe (Radıyallahu Anha) ye söven kimseyi Müslüman olarak kabul etmeyeceğini belirtmiş,

-Kufe Kadısı Şureyk bin Abdullah, Rafiziler dışında herkesten ilim alınabileceğini, onların hadis uydurarak onu din edindiklerini söylemiş,

-Şeyhu’l-İslam İbni Teymiyye, Rafiziliğin aslının zındıklık, ilhad, kasıt ve yalan olduğu, bunun ise münafıklık olduğu görüşüne gitmiş,

-el-Firyabi, Ebu Bekir (Radıyallahu Anh) e sövenin kafir olduğunu ve cenaze namazının kılınmayacağını belirtmiş,

-İbni Hazm, Rafizilerin Müslüman olmadığını söylemiş,

-Suudi Arabistan’da bulunan ve Abdulaziz bin Abdullah bin Baz başkanlığında, Abdurrezzak Afifi, Abdullah bin Ğudeyyan ve Abdullah bin Kuud’dan oluşan Daimi Fetva Komisyonu ise, onların dinden çıkmış kafirler oldukları fetvasını vermiş,

-Abdullah bin Abdurrahman el-Cibrin ise, onların sıkıntı ve bolluk anlarında Ali ve oğullarına (Radıyallahu Anhum) ve imamlarına seslenip dua ettiklerinden dolayı onların İslam’dan çıkaran ve öldürülmelerini hak eden büyük şirk işleyen müşrik olduklarını, Ali (Radıyallahu Anh) ye ilahi vasıflar verdiklerinden dolayı da mürted olduklarını, kalplerinde olmayanı söylediklerinden dolayı da münafıklık yaptıklarını haber vermiştir.

Allahu a’lem ve’s-salatu ve’s-selamu alâ Rasûlina Muhammed ve’l-hamdu lillahi Rabbi’l-alemîn.

*Bu yazı Abdullah bin Muhammed es-Salih’in yazdığı ‘Yedi İklim Kitabevi’nden çıkan ‘Caferi, Şii ve Rafizilerin (Kendi Ağızlarından) İnanç Esasları’ isimli kitabın özetidir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir