Müslüman kişi herhangi bir işte müşkil durumla karşılaşırsa sırasıyla şu iki yola başvurur:

a) Rabbi Allah ile istihare etmek,

b) Bilenlerle istişare yapmak.

Şimdi sırasıyla bu kavramların ne olduğu, içeriği, şartları gibi teferruatını inceleyelim.

İSTİHARE:

Allah’a yönelerek bir şeyin hayırlısını istemek demektir. Bizler insan olmamızın bir gereği olarak herhangi bir işin hayır veya şer, faydalı veya zararlı oluşunu önceden kestiremediğimizden o işi yapma veya terk etmede kararsız kalıp şaşırabiliyoruz. İşte bu esnada mutlak hakim ve gaybın tek bileni olan Allah’a sığınarak istihare yapmak en güvenilir ve sağlam yoldur. Bilindiği üzere İslam’da falcılık ve kahinlik gibi gaybden haberdar olma ve haber verme yoktur. Aksine istihare ile işin hayırlı olanını Allah’tan istemek bizler için şeriat yapılmıştır.

Câbir b. Abdillah (Radıyallahu Anhuma) şöyle demiştir: Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizlere Kur’ân’dan bir sûre öğretir gibi (büyük-küçük) işlerin hepsinde istihare duasını öğretir, şöyle buyururdu:

“Sizin biriniz bir işi kasdettiği zaman iki rek’at namaz kılsın, sonra şu duayı söylesin:

اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ، وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ، وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ، فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلاَ أَقْدِرُ، وَتَعْلَمُ وَلاَ أَعْلَمُ، وَأَنْتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ، اَللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ -وَيُسَمِّي حَاجَتَهُ- خَيْرٌ ليِ فيِ دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي -أَوْ قَالَ: عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ- فَاقْدُرْهُ ليِ وَيَسِّرْهُ ليِ ثُمَّ بَارِكْ ليِ فِيهِ، وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأمْرَ شَرٌّ ليِ فيِ دِينيِ وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي -أَوْ قَالَ عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ- فَاصْرِفْهُ عَنيِّ وَاصْرِفْنيِ عَنْهُ وَاقْدُرْ لِيَ الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنيِ بِهِ.

-Allah’ım! Ben ilminle Sen’den hayırlısını (bildirmeni) isterim. Ve Sen’in kudretinle beni kudretlendirmeni dilerim. Ve Sen’in büyük fadlından isterim. Çünkü Sen’in her şeye gücün yeter, benim ise gücüm yetmez. Sen her şeyi bilirsin, ben ise bilmem. Sen bütün gaybleri en iyi bilensin! Allah’ım! Şu azmettiğim işin (ihtiyacını söyler) benim dînim, yaşayışım ve işimin sonu (yahud işimin dünyası ve ahireti) hakkında hayırlı olduğunu bilmekteysen onu bana takdîr et, kolaylaştır, sonra da o işi benim için bereketli yap! Eğer bu işin (ihtiyacını söyler) benim dînim, yaşayışım ve işimin akıbeti (yahud işimin dünyası ve ahireti) hakkında şerli olduğunu bilmekteysen bu işi benden uzaklaştır, beni de bu işten uzaklaştır. Ve hayır nerede ise onu bana takdîr et. Sonra beni bu (takdîr edilen) işe razı kıl!”

[Buhari Teheccüd 25, No: 1162, 6382, 7390]

Hadiste belirtildiği üzere istihare iki rekat namaz kıldıktan sonra istihare duasını okumakla yapılır. Halk arasında yaygın olarak bilinen uyku ve rüya ile uzaktan yakından bir alakası yoktur. Bundan sonra kalbin o işe olan meyline bakılır. Herhangi bir meyil olmadığında da istişare yapılır.

İSTİŞARE VE ŞURA:

İstişare Ve Şura:

İstişare, bir konuda bilgi ve fikir sahibi olan kimselere danışma, onların görüşlerini alma demektir.

Şura ise, istişare yapılan ve görüşlerine başvurulan meclis demektir. Şura, İslam dininde şer’i siyasi kavramlardan büyük öneme sahip bir kavram, idarecinin en uygun kararı seçebilmesi ve en üstün hükmü verebilmesi için büyük bir penceredir. Şura ile en net fikirler ve ümmetin en zeki adamları ortaya çıkartılır. Bunun neticesinde de büyük faydalar elde edilir.

Allahu Teala şurayı şeriat yapmıştır. Buna Kitap, sünnet, siret ve halifelerin eylemleri delalet etmektedir.

İstişare Ve Şura İle İlgili Ayetler:

}فَبِمَا رَحْمَةٍ مِنَ اللَّهِ لِنْتَ لَهُمْ وَ لَوْ كُنْتَ فَظّاً غَلِيظَ الْقَلْبِ لاَنْفَضُّواْ مِنْ حَوْلِكَ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَ شَاوِرْهُمْ فِي الأَمْرِ فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلِينَ {آل عِمْرَانَ 159}{

a) “Sen Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılırlardı. Öyleyse sen onları affet, bağışlanmaları için dua et ve iş hakkında onlarla istişare yap (onlara danış). Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a (tevekkül et) dayanıp güven. Hiç şüphe yok ki Allah, tevekkül edenleri sever.” [Al-i İmran 159]

}وَالَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمْ وَ أَقَامُوا الصَّلَوةَ وَ أَمْرُهُمْ شُورَى بَيْنَهُمْ وَ مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ {الشُّورَى 38}{

b) “Yine onlar, Rablerin(in davetin)e icabet ederler ve namazı kılarlar. Onların işleri, aralarında şura (danışma) iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da harcarlar.” [Şura 38]

İstişarenin Faydaları:

İşleri şura ile yapma sebebiyle dalalet/sapkınlık üzere toplanma engellenmiş olmaktadır ki, bu husus yalnızca bu ümmete mahsustur. Diğer ümmetlerden hiç biri bu hususta onlara ortak olamamıştır.

İbni Ömer (Radıyallahu Anhuma) dan, Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

اِنَّ اللهَ لاَ يَجْمَعُ اُمَّتِي عَلَى ضَلاَلَةٍ وَ يَدُ اللهِ عَلَى الْجَمَاعَةِ.

“Muhakkak ki Allah benim ümmetimi dalalet (sapıklık) üzere bir araya getirmez. Allah’ın eli cemaatin üzerindedir.”

[Tirmizi 2255, Albani Sahihu Camiu’s-Sağir 1848, Mişkat 173]

Müsteşar (İstişare Yapılan) Kimsede Bulunması Gereken Vasıfları:

a) Eminlik (Güvenilirlik):

Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh) dan, Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

اَلْمُسْتَشَارُ مُؤْتَمَنٌ.

“Müsteşar (kendisiyle istişare yapılan kimse) güvenilendir.”

[Ebu Davud 5128, Tirmizi 2975-2976, İbni Mace 3745-3746, Buhari Edebu’l-Müfred 256]

Bu hadisin izahında Tıybî (Rahimehullah) şöyle demektedir:

“Bir mesele hakkında görüşüne başvurulan ve kendisiyle istişare yapılan kimseye itimat edilir, o kişi emin bilinir ve ona güvenilir. Öyleyse danışılan taraf yararlı gördüğü şeyi gizleyerek hıyanet etmemelidir.”

Sindî (Rahimehullah) da şöyle demektedir:

“Kendisine danışılan kimse, danışma konusu olan mesele hakkında samimi görüş ve kanaatini gizlememelidir. Nasıl hareket edilmesinin iyi olduğu hakkında bir görüşü varsa onu söylemelidir.”

b) Fikir Sahibi Olma:

Müsteşarda eminlikle beraber mutlaka bulunması gereken ikinci haslet görüş/fikir sahibi olmasıdır. Farz edelim ki biz dindar ve alim bir kişi bulduk ancak bu kişi rey/görüş fakiri birisi. İnsanların hallerini bilmiyor, danışacağımız iş hakkında bilgi sahibi değil. Bu kişiyle istişare yapmak uygun olmaz. Çünkü bilgi sahibi olmak istediğimiz hususta bize sağlıklı bir yol gösteremez.

Aynı şekilde tecrübe ve bilgi sahibi olup da dininde güvenilir olmayan birisiyle de istişare yapılmaz. İstişare yapılacak kimsede bu iki haslet mutlaka bulunmalıdır: Emanet (güvenilir olmak) ve görüş sahibi olmak.

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in Ashabıyla Yaptığı İstişareler:

a) İfk (Aişe validemize atılan iftira) hadisesi hakkında [Buhari 7369-7370]

b) Bedir günü müşriklerle karşılaşma hakkında [Müslim 1779/83]

c) Uhud günü şehirde kalmak ile düşmana karşı çıkmak hakkında

[Buhari Talikan İ’tisam 28. Bap, İbni Hişam Siret 3/63]

d) Bedir’de esirlerin akıbeti hakkında [Müslim 1763/58]

e) Hendek günü Gatafanlıların Müslümanlardan uzak durması karşılığında Medine’nin bazı meyvelerini onlara bırakan anlaşmayı, sözlerinde durmadıkları için bozma hakkında

[Abdurrezzak Musannef 5/368, İbni Kesir el-Bidaye ve’n-Nihaye Ter. s.181]

f) Taif muhasarasında [Müslim 1778/82]

g) Bedir günü Habbab b. Münzir’in kuyuların bulunduğu bölgede konuşlanma görüşüne icabet,

h) Hendek günü Selman-ı Faris’in hendek kazma görüşüne icabet.

Hulefa-i Raşidin’in İstişareleri:

a) Ebu Bekir (Radıyallahu Anh) Kitap ve sünnette ulaşamadığı meselelerde Müslüman önderler ve alimlerle istişare ederdi.

b) Ömer (Radıyallahu Anh) ın yaşlı ve gençlerden oluşan şura heyeti vardı.

Bu gibi örnekleri oldukça çoğaltabiliriz.

Şuranın Hükmü:

a) Ayetlerde emir sigasıyla gelmesi, namaz gibi ibadete dair farziye ile zekat gibi ictimai farziye arasında gelmesi sebebiyle siyasi bir farziyedir.

b) Ancak ilzam edici (alınan kararlara mutlaka uyulması gereken) değildir. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in ve Hulefa-i Raşidin’in istişareden çıkanın aksine aldıkları kararlar bunun delilidir.

İstişarenin Yapıldığı Sahalar:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in Ashabıyla Yaptığı İstişareler” başlığı altında işlenen konularda da görüldüğü gibi şura yalnızca harp işlerinde yapılmaz. Aksine mühim dünyevi işlerde ve hakkında nas bulunmayan bazı ictihadi şer’i işlerde de yapılır. Bedir esirleri, Kur’an’ın bir mushafa toplanması, ifk hadisesi gibi mevzular hakkında yapılan istişareler bunun örneğidir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir