Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:

“Dikkat edin, vücutta bir et parçası vardır ki, o sağlıklı olursa bütün vücut sağlıklı olur, o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin o kalptir.” [1]

“Kulun kalbi düzgün olmadıkça imanı düzgün olmaz, dili düzgün olmadıkça kalbi düzgün olmaz…”[2]

Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh) şöyle demiştir:

“Kalp hükümdar, organlar onun askerleridir. Hükümdar iyi olursa askerleri de iyi olur, melik kötü olursa askerleri de kötü olur.”[3]

Şeyhülislam İbni Teymiyye (Rahmetullahi Aleyh) ilk hadisin yorumunda şöyle dedi:

“Bu hadis kalbin sağlıklı olmasının, zorunlu olarak vücudun sağlıklı olması sonucunu doğurduğunu beyan eder. Vücut sağlıklı olmadığı zaman bu durum kalbin de sağlıklı (yani temiz) olmadığına delalet eder… Çünkü vücut kalbe tâbidir. Kalpte herhangi bir şey yerleştiği zaman hangi şekilde olursa olsun onun gerektirdiği şeyler mutlaka ortaya çıkar.”[4]

Başka bir yerde de şöyle demiştir:

“Kalpte ne varsa onun gereğinin organlar üzerinde görünmesi gerekir. Organlar kalpte olanın gereğince amel etmediği zaman yokluğuna veya zayıflığına delalet eder. Bu sebeple, zahirî ameller kalbin imanının bir gereğidir.”[5]

İbni Receb el-Hanbelî (Rahmetullahi Aleyh) de aynı hadis için şu yorumları yapmaktadır:

“Kulun azalarıyla yaptığı hareketlerin düzgünlüğü, haramlardan uzak durması ve şüpheli şeylerden sakınması, kalbinin hareketinin düzgünlüğünün bir sonucudur.

Eğer onun kalbi sağlıklı ve düzgün ise onda Allah sevgisi ve O’nun sevdiklerinin sevgisinden, Allah korkusu ve O’nun hoşlanmadığı şeylere düşme korkusundan başka bir şey yoksa bütün azaları sağlıklı ve düzgün olur. Bunun doğal bir sonucu olarak da her türlü haramlardan uzak durur (tabii ki öncelikle üzerine vacip olan ibadetlere ehemmiyet göstererek onları ihmal etmez) ve haramlara düşmekten sakınmak için şüpheli şeylerden de sakınır.

Eğer kalbi bozuk ise, hevasına tâbi olma (nefsine uyma) duygusu ve Allah’ın hoşuna gitmese bile hevasının beğendiği şeyi yapma arzusu kalbini istila ederse bütün azalarının hareketleri bozulur, kalbin hevaya uyması sonucu tamamen masiyetlere (günahlara) ve şüpheli şeylere doğru yönelir.

Bu sebeple ‘kalp organların hükümdarıdır, diğer organlar da onun askerleridir’ denilmiştir. Onlar bununla beraber ona itaat eden askerlerdir. Ona itaatle ve emirlerini yerine getirmekle görevlidirler. Hiçbir şeyde ona muhalefet etmezler. Eğer hükümdar iyi olursa bu askerler de iyi olur. Eğer hükümdar kötü olursa bu sebeple askerleri de kötü olur.

Bunun anlamı şudur: Kalbin ve organların hareketleri tümüyle Allah için olursa bununla kulun imanı iç ve dış görünüşü itibarıyla kemale erer. Kalbin hareketlerinin sağlıklı oluşu organların hareketlerinin de sağlıklı olması sonucunu doğurur. Kalp sağlıklı olduğu zaman onda Allah’ın iradesinden başka bir irade olmaz. Kalpte Allah’ın iradesi hâkim olunca organlar ancak Allah’ın iradesine uygun olarak harekete geçer.”[6]

*İbni Mâce’nin Süneni’ndeki şu hadis-i şerif izaha ihtiyaç bırakmadan konuyu açıklamaktadır:

“Abdullah bin Amr (Radıyallahu Anhuma) şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:

-İnsanların en faziletlisi hangisidir? diye soruldu.

-Kalbi mahmûm (temizlenmiş, pak) ve dili çok doğru olan her kişidir, buyurdu.

-Dili çok doğru olanı biliyoruz. Kalbi temiz olan nedir? diye sordular.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

O (kalbi temiz olan kimse) takvalı (Allah’tan korkan), tertemiz, kendisinde günah, azgınlık, aldatma ve haset olmayan kişidir.”[7]

[1] Buhârî 206, Müslim 1599/107

[2] Ahmed b. Hanbel, Müsned 3/198, Elbânî, Sahiha 7/822 (2841)

[3] ****

[4] Mecmûu’l-Fetâvâ 14/121

[5] Mecmûu’l-Fetâvâ 7/644

[6] Camiu’l-Ulum ve’l-Hikem 1/210

[7] İbni Mâce 4216, İbnu Asakir 2/29/17, Sahiha 948

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir