TEŞEHHÜTTEN SONRA YAPILACAK SIĞINMA DUASI:

اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ وَمِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَمِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ ‏الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: Biriniz teşehhüd yaptığı zaman dört şeyden Allah’a sığınsın ve şöyle desin: Allah’ım! Ben cehennem azabından, kabir azabından, hayatın ve ölümün fitnesinden ve Mesîh Deccâl’in fitnesinin şerrinden Sana sığınırım!”

[Buhârî Namazın Sıfatları 68, Müslim 588/128]

 

BAŞINA BİR MUSİBET GELENİN YAPACAĞI DUA:

“Başına bir musibet geldiğinde Allah’ın emrettiği şekilde:

إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ ‏اللَّهُمَّ‏ أُجُرْنِي‏ ‏فِي مُصِيبَتِي‏ ‏وَأَخْلِفْ ‏لِي خَيْرًا مِنْهَا.

‘Şüphesiz ki biz Allah’a aidiz ve O’na dönücüleriz (Bakara 156). Ey Allah’ım! Başıma gelen musibet sebebiyle bana ecir ver ve bana onun yerine daha hayırlısını ver! diyen her Müslüman’a Allah ondan daha hayırlısını verir.”

[Müslim 918/3-5]

 

ŞİRKTEN KORKANIN OKUYACAĞI DUA:

اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِكَ أَنْ أُشْرِكَ بِكَ وَأَناَ أَعْلَمُ وَأَسْتَغْفِرُكَ لِماَ لاَ أَعْلَمُ.

“Ey Allah’ım! Bildiğim halde Sana ortak koşmaktan Sana sığınırım ve bilmeden işlediklerimden dolayı da Senden mağfiret dilerim.”                                                      [Ahmed 4/403, Sahihu’l-Câmi 3/233, Sahihu Terğib ve Terhib 1/19]

 

YEMEKTEN SONRA YAPILACAK DUA:

“Kim bir yemek yiyip de (yemekten) sonra;

الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَطْعَمَنِي هَذَا وَرَزَقَنِيهِ مِنْ غَيْرِ حَوْلٍ مِنِّي وَلَا قُوَّة.ٍ

‘Bana bunu yediren, kuvvet ve kudretim olmadığı halde beni rızıklandıran Allah’a hamdolsun.’ derse onun geçmiş (küçük) günahları bağışlanır.”                                                                                                        [İbni Mace 3285]

 

BAĞIŞLANMA İÇİN YAPILACAK DUA:

أَسْتَغْفِرُ اللهَ الْعَظِيمَ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ وَ أَتُوبُ إِلَيْهِ.

“Kendisinden başka ilâh olmayan Azîm (Azametli), Hayy (Diri) ve Kayyum (Her şeyi idare eden) Allah’a istiğfar ve tevbe ederim.” diyen kişiyi Yüce Allah, cepheden firar etmiş olsa bile affeder.”

[Hakim Müstedrek 1927, Ebu Davud 1517, Tirmizi 3810]

 

EZANDAN SONRA YAPILACAK DUA:

“Her kim ezanı işittiği zaman;

اللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ وَالصَّلَاةِ الْقَائِمَةِ آتِ ‏مُحَمَّدًا ‏الْوَسِيلَةَ ‏وَالْفَضِيلَةَ ‏وَابْعَثْهُ ‏مَقَامًا مَحْمُودًا ‏الَّذِي وَعَدْتَهُ –

‘Ey bu tam davetin ve kılınacak namazın Rabbi Allah’ım! Muhammed (sav) e vesile ve fazileti ver, onu vaat ettiğin Makam-ı Mahmud’a (şefaat makamına) ulaştır.’ derse, kıyamet günü benim şefaatim ona vacip olur.”

[Buhârî Ezan 8, Ebu Davud 529, Tirmizî Salat 43; Nesâî Ezan 38; İbni Mâce 722]

 

VİTİR NAMAZINDA OKUNACAK KUNUT DUASI:

“Hasan b. Ali (Radıyallahu Anhuma) şöyle dedi: Dedem Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vitir namazın(ın kunutun)da okuyayım diye bana şu sözleri öğretti:

اَللَّهُمَّ اهْدِنِي فِيمَنْ هَدَيْتَ، وَعَافِنيِ فِيمَنْ عَافَيْتَ، وَتَوَلَّنيِ فِيمَنْ تَوَلَّيْتَ، وَبَارِكْ ليِ فِيمَا أَعْطَيْتَ، وَقِنيِ شَرَّ مَا قَضَيْتَ، فَإِنَّكَ تَقْضِي وَلاَ يُقْضَى عَلَيْكَ، وَ إِنَّهُ لاَ يَذِلُّ مَنْ وَالَيْتَ، ]وَلاَ يَعِزُّ مَنْ عَـادَيْتَ[، تَبَارَكْتَ رَبَّنَا وَتَعَالَيْـت [لاَ مَنْجَا مِنْكَ إِلاَّ إِلَيْكَ]

“Allah’ım! Beni hidayete erdirdiklerinin içinde beni de hidayete erdir. Afiyet verdiklerinin arasında bana da afiyet ver. Gözettiklerinin içinde beni de gözet. Verdiklerini bana mübarek eyle. Hükmettiğin şeylerin şerrinden beni koru. Çünkü Sen (dilediğin) hükmü verirsin, kimse Sana hükmedemez. Senin işini üzerine aldığın kişi zelil olmaz, [düşman edindiğin kişi de asla aziz olmaz.] Ey Rabbimiz! Sen yücesin, (noksanlıklardan) münezzehsin/uzaksın. [Senden kurtuluş yine ancak Sana (sığınmakla)dır.]”

[Ebu Davud 1425, Tirmizî 462; Nesâî 1745; İbni Mâce 1178, İlk ilave: Beyhakî, İkinci ilave: İbni Huzeyme 1/119/2]

 

KABİR ZİYARETİNDE OKUNACAK DUA:

Büreyde (Radıyallahu Anh) şöyle demiştir: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sahabilerine, kabristana çıkacakları zaman (ne söyleyeceklerini) öğretirdi. (Kendisi mezarlığa gidince) şöyle derdi:

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ أَهْلَ الدِّياَرِ مِن الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُسْلِمِينَ، وَإِناَّ إِنْ شاَءَ اللهُ بِكُمْ لاَحِقُونَ وَيَرْحَمُ اللهُ الْمُسْتَقْدِمِينَ مِناَّ وَالْمُسْتَأْخِرِينَ أَسْأَلُ اللهَ لَناَ وَلَكُمُ الْعاَفِيَةَ.

“Ey bu diyarın Mü’min ve Müslüman sakinleri! Allah’ın selâmı üzerinize olsun. Muhakkak ki bizler de sizlere katılacağız inşaallah. Allah bizim geçmiş olanlarımıza da geleceklerimize de merhamet etsin. Bize ve size Allah’tan afiyet (kurtuluş ve iyi akıbetler) dilerim.”                        [Müslim 974-975, İbni Mace 1546-1547]

 

ÇARŞIYA ve PAZAR YERLERİNE GİRERKEN YAPILACAK DUA:

“Her kim çarşıya girdiğinde;

لَاإلَهَ إلَّا اللهُ وَحْدَهُ لَاشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَ لَهُ الْحَمْدُ يُحْيِ وَ يُمِيتُ وَ هُوَ حَيٌّ لَا يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ كُلُّهُ وَ هُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِير.

«Tek olan Allah’tan başka ilah yoktur. O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd (övgü) O’na aittir. O, hayat verir ve öldürür. O, diridir, (asla) ölmez. Hayrın hepsi O’nun elindedir ve O her şeye kadirdir (güç yetirir). » derse, Allah ona bir milyon hasene (iyilik) yazar, onun bir milyon (küçük) günahını siler ve onun için cennette bir ev yapar [diğer rivayette: derecesini bin derece yükseltir].”   [İbni Mace 2235, Tirmizî 3650-3651, Ahmed 1/47 No:327, Müstedrek 2017, Dârimî 2695, Ebu Nuaym Hilye 2/355, Taberânî 792, İbni Adiyy 1/430]

 

SABAH VE AKŞAM YAPILACAK FAZİLETLİ BİR DUA:

“Her kim akşamleyin üç defa;

بِسْمِ اللَّهِ الَّذِي لَا يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ.

-İsminin anılmasıyla yerde ve gökteki hiçbir şeyin zarar veremediği Allah’ın adıyla, O her şeyi işiten ve bilendir, derse sabahlayıncaya kadar ona ani bir musibet isabet etmez. Her kim de bunları sabahlayınca söylerse akşama kadar ona ani bir musibet isabet etmez.”                         [Ebu Davud 5088, İbni Mâce 3869]

 

MUSİBETZEDE GÖRÜLDÜĞÜNDE YAPILACAK DUA:

“Her kim belaya uğrayan birini görür de:

اَلْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي عَافَانِي مِمَّا ابْتَلَاكَ بِهِ وَ فَضَّلَنِي عَلَى كَثِيرٍ مِمَّنْ خَلَقَ تَفْضِيلاً.

‘Seni mübtela kıldığı bu şeyden beni afiyette kılan ve beni yarattığı kimselerin çoğundan faziletli (üstün) yapan Allah’a hamdolsun.’ derse o bela ona isabet etmez.”                                                       [Tirmizî Da’vat (Dualar) 38]

 

UĞURSUZLUK İNANCININ KEFFARETİ:

اَللَّهُمَّ لَا خَيْرَ اِلاَّ خَيْرُكَ وَ لَا طَيْرَ اِلاَّ طَيْرُكَ وَ لَا اِلَهَ غَيْرُكَ.

“Allah’ım! Senin hayrından başka hayır yoktur. Senin dileyip takdir ettiğin dışında uğursuzluk yoktur. Senden başka ilah yoktur.” demektir.                                                [Ahmed 2/220 No: 7045, Mecmau’z-Zevaid 5/105, Albânî Sahiha 1065]

 

SEYYİDUL İSTİĞFAR (BAĞIŞLANMA TALEBİNİN EFENDİSİ/EN ÜSTÜNÜ):

“İstiğfarın efendisi şöyle demendir:

اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ خَلَقْتَنِي و َأَنَا عَبْدُكَ وَ أَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَ وَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ وَ أَبُوءُ لَكَ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْت.َ

«Ey Allah’ım! Sen benim Rabbimsin, Senden başka ilah yoktur, beni Sen yarattın ve ben Senin kulunum, gücüm yettiğince ahdin ve vaadin üzereyim. Yaptıklarımın şerrinden Sana sığınırım. Üzerimdeki nimetini Sana ikrar ediyor, günahımı da Sana itiraf ediyorum. Öyleyse beni mağfiret eyle. Çünkü günahları ancak Sen bağışlarsın.»

Her kim bunu bilerek gündüz söyler de akşama varmadan ölürse cennet ehlinden olur. Her kim de bunu bilerek gece söyler ve sabaha varmadan ölürse cennet ehlinden olur.”                                                  [Buhârî Da’vât (Dualar) 2]

 

SABAH VE AKŞAM NAMAZLARINDAN SONRA YAPILACAK FAZİLETLİ BİR ZİKİR:

“Kim sabah ve akşam namazlarını kılınca kalkıp gitmeden ve oturuşunu bozmadan önce on defa

لَا اِلَهَ الَّا اللهُ وَحْدَهُ، لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَ لَهُ الْحَمْدُ، بِيَدِهِ الْخَيْرُ، يُحْيِي وَ يُمِيتُ، وَ هُوَ عَلَى كُلِّ شَيْئٍ قَدِيرٌ.

«Tek olan Allah’tan başka ilah yoktur, O’nun ortağı yoktur, mülk O’na aittir, hamd O’nadır, hayır O’nun elindedir. O hayat verir ve öldürür, O her şeye güç yetirendir.»

derse Allah onlardan her birine karşılık ona on sevap verir, on günahını siler, mertebesini on derece artırır. Bu sözler onun için mekruh (çirkin) her şeyden ve kovulmuş şeytandan bir koruyucu olur. Şirk dışında ona ulaşan bir günahtan sorulmaz. Kendisinden daha fazla söyleyerek onu geçen kişi dışında amelce insanların en faziletlisi olur.”

[Ahmed 4/227 No: 18153, Münziri Terğib ve Terhib Ter: 1/446]

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir