HUŞU

Kelime manası: İtaatkâr olma, boyun eğmedir.

Istılahî manası: Allah’tan korku ve haşyet duymaktan ötürü oluşan sükun ve itminan, vakar ve tevazu, acizlik ve tam bir teslimiyetle alemlerin Rabbi’nin önünde durarak namazı eda etmektir.

﴾ Muhakkak ki mü’minler felaha ermişlerdir. Ki onlar namazlarında huşu içindedirler.﴿ [1]

Allahu Teâlâ bu ayetinde mü’minlerin kurtuluşa ereceklerini haber vermekte ve huşuyu da o mü’minlerin özelliklerinden ilki olarak zikretmektedir.

Huşunun yeri kalp olmakla birlikte onun eserleri vücudun organlarında gözükür. Çünkü kalp idareci, diğer azalar da onun emrindeki askerlerdir ki, bu sebeple kalbe tâbîdirler. Gaflet veya vesvese sebebiyle kalpteki huşu yok olunca vücut azalarındaki ibadet keyfi de yok olur. Zaten bu da şeytanın değişik vesile ve sebepleri kullanarak yapmaya, çeşitli hilelerle elde etmeye çalıştığı neticelerin en büyüklerindendir. O arzular ki; Allah’a itaat ederek ibadet eden kullar, bir yandan bu ibadetin lezzetinden mahrum kalsın, diğer taraftan da ecir ve sevap cihetinden elleri boş kalsın. Bu da _Allah korusun_ zamanla kişiyi o ibadeti terke kadar sürükleyebilir. Çünkü insan lezzet almadan yaptığı şeyi istemeyerek yapacak, bu da onu terk etmesine sebep olacaktır. Nitekim Allahu Teâlâ:

﴾ Sabır ve namaz ile (Allah’tan) yardım isteyin. Muhakkak ki o (namaz) huşu sahibi olanların dışındakilere büyük (zor) gelir.﴿ [2] buyurmaktadır. Yani namazında huşu sahibi olamayanlar için namaz ağır ve sıkıntı verici olur.

Yine bir başka yerde:

﴾ …Muhakkak ki namaz, hayasızlıktan (çirkin şeylerden) ve münkerden (yasaklanan şeylerden) alıkoyar…﴿ [3] buyurmaktadır. Böyle bir namaz ise ancak huşu sahipleri üzerinde bu etkiyi meydana getirir.

Namazda vesvesenin çokluğundan ve huşunun azlığından bizler de dahil olmak üzere birçok kişi şikayet etmektedir. Namazda huşu sadece, kalbini namaz için boşaltmış, başka işleri terk ederek namaza yönelmiş kişilere nasip olur. Ve ancak bu şekilde kılınan namaz, kişi için sükunet ve göz aydınlığı olur.

Böylelikle huşunun önemi ortaya çıkmış olmaktadır. Anlaşıldığına göre, huşu öyle bir haldir ki; pek az insana nasip olmakta ve çabucak yok olabilmektedir. Özellikle zamanımızda çok az kişide bulunmaktadır. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) huşu hakkında şöyle buyurmaktadır:

“Bu ümmette ilk kaldırılacak şey huşudur. Öyle bir zaman gelecek ki, tek bir huşu sahibi göremeyeceksin.”[4]

Bir başka hadisinde de:

“Bir kişi namazını bitirince onun için ancak namazının onda biri veya dokuzda biri veya sekizde biri veya yedide biri veya altıda biri veya beşte biri veya dörtte biri veya üçte biri veya yarısı vardır. [Tam kılan da vardır.]”[5] buyurmaktadır.

Kişinin namazından elde edeceği sevabın öncelikle ta’dil-i erkana riayetine ve sonra da huşusuna bağlı olduğu ortadadır.

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dalgınlık yapmadan, kendini tam olarak namaza veren kişinin geçmiş (küçük) günahlarının bağışlanacağını haber vermektedir:

“Kim abdest alır ve abdestini güzel yapar, sehvetmeden (dalgınlık yapmadan) iki rekat namaz kılarsa onun geçmiş günahları bağışlanır.”[6]

Kişiyi namaza bağlayıcı ve huşuya sevkedici sebepler iki başlık altında incelenmektedir:

  1. a) Huşuyu oluşturan ve onu sağlamlaştıran sebepleri öğrenme ve uygulama,
  2. b) Huşuyu yok eden veya zayıflatan sebeplerden kaçınma.

A) HUŞUYU OLUŞTURAN VE ONU SAĞLAMLAŞTIRAN SEBEPLER:

A) HUŞUYU OLUŞTURAN VE ONU SAĞLAMLAŞTIRAN SEBEPLER:

 

1) Namaza hazırlık,

  1. a) Beden, elbise ve namaz kılınacak yerin temizliği,
  2. b) Güzel, temiz ve bol bir elbise giyimi,
  3. c) Vakarla namaza yürüme,
  4. d) Safları düzgün ve sık tutma.

2) Ta’dil-i erkana riayet,

3) Namazda ölümü hatırlama (düşünme),

4) Ayet ve zikirleri tefekkür ve tedebbür etme, yerine göre ayetlere cevap verme,

5) Her ayette durma,

6) Kur’an’ı tertille ağır ağır ve sesi güzelleştirerek okuma,

7) Namazda Allah’a münacat edildiğinin ve O’nun namaz kılana mukabelede bulunduğunun bilincinde olma,

8) Sütreye yakın durma (alnımızı koyacağımız yer ile sürte arası ortalama 1-2 karış olmalı),

9) Sağ eli sol el üzerine koyup göğüs üzerine bağlama,

10) Secde mahalline bakma,

11) Teşehhüd esnasında işaret parmağını hareket ettirme,

12) Sûre ve ayetler ile zikir ve duaları değiştirerek okuma,

13) Secde ayetlerinde tilavet secdesi yapma,

14) Vesvese anında şeytandan Allah’a sığınma,

15) Selefin namazdaki hallerini düşünme,

16) Namazda huşunun faziletini öğrenme,

17) Namazda dua etmeye ihtimam gösterme,

18) Namazdan sonraki zikirlere özen gösterme,

B) HUŞUYU YOK EDEN VEYA ZAYIFLATAN SEBEPLER

B) HUŞUYU YOK EDEN VEYA ZAYIFLATAN SEBEPLER

 

1) Meşgul edici şeylerin önünde namaz kılma,

2) Nakışlı ve süslü elbiselerle namaz kılma,

3) Yemek hazırken namaz kılma,

4) Tuvalet ihtiyacı varken namaz kılma,

5) Uyku bastırmışken namaz kılma,

6) Konuşanların yanında ve uyuyana doğru namaz kılma,

7) Namazın gayrısı bir fiille meşguliyet,

8) Yüksek sesle okuyarak başkalarını rahatsız etme,

9) Namazda sağa sola bakma,

10) Namazda göğe doğru bakma,

11) Namazda önüne ve sağına tükürme,

12) Namazda esneme,

13) Namazda elleri böğrüne koyma,

14) Namazda elbiseyi omuza asma,

15) Namazda hayvanlara benzeme (rüku ve secdeleri horozun yem yemesi, secdeyi köpeğin yatışı gibi yapma, mescitte develer gibi belli bir yer edinme ve namazı tilkinin sağa sola bakışı gibi eda etme).

*Bu yazı, Muhammed b.Salih el-Müneccid’in “Namazda Huşuya Götüren 33 Etken” ismiyle tercüme edilen kitaptan alıntıdır.

[1] Mü’minûn 1-2

[2] Bakara 45

[3] Ankebut 45

[4] Terğib ve Terhib 1/499, Taberânî Mu’cemu’l-Kebir

[5] Terğib ve Terhib 1/492, 493, Ebu Davud, Nesâî, İbni Hibban Sahih

[6] Ebu Davud 905

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir