1. EBÛ HANİFE

4.1.1. İmam Molla Ali el-Kârî, Fıkhu’l-Ekber (Sh:110) şerhinde*: «Kabirlerde Kur’ân okumak Ebu Hanife (V. 150/767), İmam Malik (V. 179/ 795) ve bir rivayette de Ahmed b. Hanbel (V. 241/855)’e göre mekruhtur . Çünkü kabirlerde Kur’ân okumak sonradan ortaya çıkma bîr şeydir,» Bu konuda herhangi bir sünnet de yoktur. İhya şârihi (C:3, sh:280)’de bu görüştedir.

4.1.2.İmam Birgivî (V. 1575), Tarîkatu’l Muhammediye isimli eserinin bâtıl ve bid’at olan işlere ayırdığı üçüncü bölümünde: «Bunların üzerinde çokça duran insanlar, bunların Allah’a yakınlığı sağladığını zannederler» demekte ve sözlerine şu şekilde devam etmektedir: «Ölünün vefat ettiği günde veya daha sonra yemek ve ziyafet verilmesi ni, ruhu için Kur’ân okuyan, teşbih ve tehlilde bulunanla ra para verilmesini vasiyyet etmesi bu kabildendir. Bütün bunlar kötü ve bâtıl hidratlardır. Bunun için para almak haramdır. Kur’ ân okumayı ve zikri dünya menfaati için yapmış olduğundan dolayı asidir.» dedi.

4.1.3. Sahih-i Buhârî Sarihi İmam Allâme Aynî (V. 855/1451); «Dünya malı için okuyan okumaktan men edilir. Bu konuda ücret alan ve veren günahkârdır.» demektedir.

4.1.4. Hanefî fıkıh kitaplarından olan Hidaye şerhi’nde, Tacu’ş-Şeria şöyle demektedir: «Ücretle okunan Kur’ân’ın sevabı, ne ölüye ne de okuyana ulaşır.»

4.2.2. Nevevî açıklamasının devamında ise; İbn Nahvi’nin Şerhu’l-Minhac isimli eserinde yer alan şu cümlesini nakletmektedir: «Bizce meşhur olan görüş odur ki; Kur’ân okumanın sevabı ölüye ulaşmaz.»

4.2.3. el-Iz b. Abdu’s-Selâm’a Kur’ân okumanın sevabının ölüye ulaşıp ulaşmayacağı konusu soruldu: «Kur’ân okumanın sevabı, sadece okuyana mahsustur, başkasına ulaşmaz.» diye cevapladı. Devamında: «Hayret bir şey, bir kısım insanlar bunun ulaşacağını rüyalarla ispat etmeye çalışıyorlar. Halbuki rüyalar, hüccet değildir.» dedi.

  1. ŞAFİÎ

4.2.1. İmam Şafiî (V. 204/819) Kur’ân okumanın sevabının ölüye ulaşamıyacağına dair, şu ayeti ve hadisi delil getirmiştir:

a—«İnsana ancak çalışmasının karşılığı vardır.» (Necm sûresi (53), 39. ayet)

b—«İnsanoğlu öldüğünde üç şey dışında ameli kesilir…» (Müslim)

Nevevî (V. 677/1278), bu hadisin yorumunda şu açıklamaya yer vermektedir: «Kur’ân okumaya, sevabını ölüye hasretmeye ve ölü niyetine namaz kılma ve benzeri şeylere gelince; Şafiî ve cumhur; bunların ölüye ulaşmayacağı görüşündedirler.» Nevevî bunu, Sahih-i Müslim’i açıklarken çeşitli yerlerde tekrar etmiştir.

  1. MÂLİK (V. 179/795):

4.3.1. Şeyh b. Ebî Cemre: «Kabirlerde Kur’ ân okumak sünnet değil, bid’attır.» dedi. Medr hal isimli eserde de böyledir Şeyh Dırdır, Şerhu’s-Sagîr (Cilt:1, sh:180) isimli eserinde ölüm anında ve daha sonra, kabirler üzerinde Kur’ân okumayı uygun görmediğini belirtmiştir. Çünkü bu, selefin yapmadığı bir şeydir. Onların yaptıkları, bağışlanma, rahmet ve dua etmektir. Allâme Adevî’nin Ebu’l-Hasen Şerhi üzerine yazdığı haşiyede de bu şekilde belirtilmiştir.”

  1. AHMED B. HANBEL (V. 241/855)

4.4.1. İmam Ahmed (V. 241/855), kabir üzerinde okuyan biri gördüğünde: «Ey falan kişi! Kabir üzerinde Kur’ân okumak bid’attır.» dedi. Bu ,selefin çoğunluğunun görüşüdür. İbn-i Hanbel’in arkadaşlarının önde gelenleri de bu görüştedir. Yine İmam; «Öldükten sonra, ölünün üzerine Kur’ân okumak bid’attır.» ve «Selef, nafile olarak namaz kıldıklarında, oruç tuttuklarında, hacc ettiklerinde veya Kur’ân okuduklarında, bunların sevabını Müslümanların ölmüşlerine hediye etmek adetini edinmemişlerdi. Selefin yolundan ayrılmamak gerekir.» dedi.

4.4.2.* İmam Ebul-Hasan el-Bâ’lî: «Kur’ân okumaya karşılık ücret almak ve sevabını ölülere hediye etmek doğru değildir. Çünkü, bu konuda izin verildiğine dair ulemadan nakledilen bir şey yoktur. Âlimler: ‘Kur’ân okuyan mal için okuyorsa sevabı yoktur. Böyle olunca zaten ölüye hediye edecek bir şey kalmıyor. Ölüye ulaşan ancak salih ameldir.» Sadece okuma için ücret alınacağına dair imamların hiçbirinden bir şey nakledilmemiştir. Ancak, Kur’ân öğretmek için ücret alınıp alınmayacağı hakkında ihtilaf etmişlerdir. Yani bir kısmı Kur’ân öğretmek için ücret alınmasının mubah olduğunu, diğer bir kısmı da bunun mubah olmadığını ifade etmişlerdir. Ve Şerhu’l-Iknâ kitabında da: «Çoğunluğun görüşüne göre; Kur’ân okumanın sevabı ölüye ulaşmaz. Sevabı onu okuyana aittir.» der.

4.4.3. «Ölülerinize Yasin okuyunuz. ..» hadisine gelince; bu hadis illetlidir. İsnadı çelişkili ve meçhuldür. Sahih olduğu farzedilse bile, katiyyet ifade etmez. Çünkü ‘ölüleriniz’ sözünden maksat, ölümü yaklaşan kimselerdir. Ma’kal b. Yesar (V. B5/684)’dan nakledilen bu rivayetin Ebû Dâvud (V. 275/888)daki metni ve meali şu şekildedir:

«Ölülerinize (Yasin’i) okuyunuz.» Bu rivayetin dipnotunda İbn-i Munzirî (V. 310/922)’nın şu açıklaması yer almaktadır: Ravi zincirindeki Ebu Osman ve babası tanınmış değiller. Ebû Dâvud, Kitabu’l Cenâiz, bab: 24, sh: 489, h. no: 3121

Yine Ma’kal b. Yesar’ın İbni Mâce (V. 275/888)’deki rivayet metni aşağıdaki şekilde bulunmaktadır:
[«Onu ölülerinizin yanında okuyunuz. Yani Yasin’i.] İbni Mâce, Kitabu’l Cenâiz, bab: 4, sh: 466, h. no: 1448

Yazarın tezi kısmen rivayette yer alan ölüleriniz (—Mevtâkum) ibaresi üzerinde toplanmaktadır. Bazı hadislerde «ölüleriniz» tabiri yazarın görüşünü kuvvetlendirecek şekilde kullanılmaktadır. Misal; «Ölülerinize (Mevtâkum) lâ ilahe illallah’ı telkin ediniz.» İbni Mâce (V. 275/888)de bu hadisin, açıklaması için düşülen dipnotta; ‘ölüleriniz ifadesiyle ölümü yaklaşmış kimselerin kastedildiği belirtilmiş. K. Cenâiz, bab:3, h. no: 1444 Müslim (V. 261/875)’de «Ölülerinize lâ ilâhe illahllâhı telkin ediniz» rivayeti ile ilgili olarak şu açıklama yapılmıştır: Yani; sizden ölümü yaklaşan kimselere Kelime-i Tevhidi yanında söyleyerek hatırlatınız. K. Cenâiz, bab:1 Nesâi (V. 303/915)’deki rivayet, iki tanınmış alimin görüşleri alıntılanarak açıklanmaya çalışılmış:

1—Kurtubî (V. 256/870): «Hadisin anlamı; lâ ilâhe illaîlâhı söyleyiniz ve ölüm anında onlara hatırlatınız. Ölüm kendilerine yaklaşmış bulunduğundan, bu gibi kimseler ‘Ölüleriniz’ (Mevtâkum) diye isimlendirilmiştir.» demektedir.

2—Nevevi (V. 677/1278)’nin görüşü olarak şu ifadeler bulunmaktadır: «(Ölüleriniz ifadesinin) anlamı; ölümü yaklaşmış kimselerdir. ‘Lâ ilahe illaîlâhı telkin ediniz’in amacı ‘kimin son sözü lâ ilahe illallah olursa cennete girer’ hadisinde de yer aldığı gibi, kişinin son sözü olmasına yöneliktir.» Nesâi, K. Cenâiz, bab:4,

Hadis kitaplarında mevcut aşağıdaki rivayetin konuyu yeterince aydınlatacağı kanatindeyim, İbni Mâce (V. 275/888)de geçen rivayete göre, Ümmü Seleme (V.62/ 681) Peygamber (sav)’e Ebû Seleme’nin vefat haberini ulaştırdığında, Peygamber (sav) Ümmü Selâme’ye «Ey Allah’ım beni ve onu bağışla, de» buyurduğu kayıtlıdır İbni Mâce, K. Cenâiz, bab:4, h. no-1447, Aynı rivayet Nesâi (V. 303/915)’de ise, ‘bizi ve onu bağışla’ şeklindedir. Nesâi K. Cenâiz, bab:4.

FETVALARIN ÖZETİ:

Cumhur, Kur’an okuma ücretle olduğu takdirde, sevabın ölülere ulaşmayacağı görüşündedirler. Buna karşılık alınacak ücret haramdır. Hem veren, hem alan günahkâr olur. İmam Şafiî, ücretle olsun olmasın, Kur’ân okumanın sevabının ölülere ulaşmayacağını söyler. Allah, Kur’ân-ı Kerim’de «İnsana ancak çalışmasının karşılığı vardır.» (53/39) buyurmuş. Peygamber (sav) de insanın vefatından sonra yararlacağı hususları sahih hadisinde şu şekilde belirtmiştir:

«İnsanoğlu vefat ettiğinde üç şey dışında ameli kesilir: 1—Sadaka-i cariye, 2—Faydalanılan ilim, 3—Kendisine dua eden salih bir evlât.» (Müslim)

Kur’ân’ın okunması ölüye ulaşsaydı, Peygamber (sav) in «Kim Allah’ın Kitabı’ndan bir harf okursa, ona bir iyilik yazılır. Bir iyilikte on misliyle verilir. ‘Elif, lam, mim’ bir harftir demiyorum . Bilakis ‘Elif bir harf, ‘lam’ bir harf, ‘mim’ de bir harftir*.» (Tirmizî 3074) hadisine göre hiç kimse cehenneme girmezdi. Kur’ân okumanın sevabı ölülere ulaşıyorsa, o zaman niçin, gece-gündüz Kur’ân okuyan ses-kayıt cihazları götürüp kabirler üzerine yerleştirmiyorlar?

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir