بِسْمِ اللهِ وَ الْحَمْدُ لِلَّهِ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ

* Künyesi Ebu’l-Kasım, adı Muhammed b. Abdullah’tır. Nesebi (soy kütüğü) ise şöyledir: İbni Abdullah b. Abdulmuttalib b. Haşim b. Abdi Menaf b. Kusay b. Kilab b. Mürre b. Ka’b b. Lüey b. Galib b. Fihr b. Malik b. Nadr b. Kinane b. Huzeyme b. Müdrike b. İlyas b. Mudar b. Nizar b. Maad b. Adnan.[1] Adnan ise İbrahim (Aleyhi’s-Selam) in oğlu İsmail (Aleyhi’s-Selam) in soyundandır.

* Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), nebi ve rasûllerin sonuncusudur. Allah (Azze ve Celle) onu hem bütün insanlara, hem de cinlere elçi olarak göndermiştir. O, yaratılmışların en hayırlısı ve faziletlisi, Allah katında onların en değerlisi ve derecesi en yüksek olanıdır. Allah (Azze ve Celle) onu alemlere rahmet olarak göndermiş, bazı özelliklerle onu diğer nebi ve rasûllerden ayrı ve üstün tutmuştur.

﴾ Muhammed sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Rasûlü ve nebilerin sonuncusudur…﴿ [2]

﴾ …De ki:…Bu Kur’an bana, kendisiyle sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyolundu…﴿ [3]

﴾ Biz seni ancak bütün insanlar için müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik…﴿ [4]

﴾ Biz seni ancak (bütün) alemlere rahmet olarak gönderdik. ﴿ [5]

﴾ Bir zaman cinlerden bir topluluğu Kur’an dinlemek üzere sana yöneltmiştik… ﴿ [6]

Bu hususlarda Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır:

“Ben devirden devire Ademoğulları neslinin en hayırlısından yaratıldım. Nihayet şu içinde bulunduğum topluluktan meydana geldim.”[7]

“Kıyamet günü olduğunda nebilerin imamı, onların hatipleri ve şefaatlerinin sahibi övünmeksizin ben olurum.”[8]

“Kıyamet günü Ademoğullarının seyyidi (efendisi) övünmeksizin benim. Hamd Sancağı (Livau’l-Hamd) övünmeksizin benim elimdedir. O gün Adem ve diğerlerinden benim sancağımın altında olmayan nebi yoktur. Toprağı yarılacakların ilki de övünmeksizin benim.”[9]

“Benim beş ismim var: Ben Muhammed’im ve Ahmed’im. Ben, Allah’ın kendisiyle küfrü mahvettiği Mahî’yim. Ben insanların kendisini takip ederek toplanacakları Hâşir’im ve ben Âkıb’ım (nebilerin sonuyum).”[10]

“Benden evvel hiç kimseye verilmeyen altı (özellik) bana verildi:

  1. Bir aylık yola kadar korku (salmak) ile yardım olundum.
  2. Yeryüzü bana mescit ve temizleyici kılındı. Bu sebeple ümmetimden her kime vakit ulaşırsa (orada) namazını kılsın.
  3. Ganimet, benden önce hiç kimseye helal kılınmadığı halde bana helal kılındı.
  4. Bana şefaat verildi.
  5. Her nebi kendi kavmine has gönderilmişti. Ben ise bütün insanlara gönderildim.
  6. Bana cevamiu’l-kelim (toplayıcı kelimeler=lafzı az manası çok sözler) verildi…”[11]

* Allahu Teâlâ ona Kitabı’nı indirmiş, mesajını tebliğle görevlendirmiş ve bu mesajı tebliğ ederken onu yanılmaktan korumuştur.

﴾ O, kendi (heva ve) hevesinden bir söz söylemez. O (nun konuşması), ancak vahyolunan bir vahiydir.﴿ [12]

* O halde, bütün cin ve insanların, hatadan korunmuş ve tüm alemlere gönderilmiş olan Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iman ve itaat etmeleri, onu herkesten daha fazla sevmeleri ve kendilerine tek örnek olarak kabul etmeleri zorunludur.

﴾ Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve Rasûlü’ne iman edin…﴿ [13]

﴾ Her kim Allah’a ve Rasûlü’ne iman etmezse bilsin ki biz, kafirler için alevli bir ateş hazırladık.﴿ [14]

Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:

“Muhammed’in nefsi elinde olana (Allah’a) yemin ederim ki, bu ümmetten Yahudi ve Hıristiyan herhangi bir kimse beni işitir de benimle gönderilene iman etmediği halde ölürse muhakkak ateş ahalisinden olur.”[15]

﴾ Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Rasûl’e ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin…﴿ [16]

﴾ Andolsun ki sizin için Rasûlullah’ta, Allah’ı ve ahiret gününü uman ve Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.﴿ [17]

﴾ De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, Rasûlü’nden ve Allah yolunda cihat etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirene kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.﴿ [18]

Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:

“Hiç biriniz, ben kendisine çocuğundan, babasından ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça iman etmiş olmaz.”[19]

* Allahu Teâlâ, Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) a yapılacak itaati kendisine itaat saymış, ona yapılacak isyan ve yalanlamayı kendisine yapılmış isyan ve ayetlerini yalanlama saymıştır:

﴾ Her kim Rasûl’e itaat ederse, muhakkak ki Allah’a itaat etmiş olur…﴿ [20]

Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:

“Bana itaat eden kimse muhakkak ki (ancak) Allah’a itaat etmiş olur. Bana isyan eden de Allah’a isyan etmiş olur…”[21]

﴾ Onların söylediklerinin hakikaten seni üzmekte olduğunu biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar, fakat o zalimler açıkça Allah’ın ayetlerini inkar ediyorlar.﴿ [22]

* Allahu Teâlâ, Rasûlullah’a itaati, kullarının kendisine olan sevgilerinin göstergesi kabul etmiş, kullarını sevmeyi ve günahlarının bir kısmını bağışlamayı ona itaate bağlamıştır:

﴾ De ki: Eğer siz Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın…﴿ [23]

* Şüphesiz ki Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) e itaat, ancak emirlerini yapmak, yasaklarından uzaklaşmak, her meselede sünnetine teslim olup hükmüne razı olmak ve şeriatine bağlanmakla yerine getirilmiş olur. Anlaşmazlıklara düşüldüğünde onun hükümlerine dönüp teslim olmak imanın gereklerindendir. Çünkü onun haram kılması, Allah’ın haram kılması gibidir:

﴾ …Rasûl size ne verdiyse onu alın, sizi neyden sakındırdıysa da artık ondan sakının ve Allah’tan korkun. Şüphesiz ki Allah, cezası pek şiddetli olandır.﴿ [24]

Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:

“İyi bilin ki, bana Kur’an verildi, Kur’an’la beraber onun bir benzeri daha verildi. İyi bilin ki, yakında midesi tok, rahat koltuğunda oturan birisi: ‘Şu Kur’an’a sımsıkı sarılın, O’nda helal bulduğunuzu helal sayın, haram bulduğunuzu da haram sayın.’ der.”[25]

﴾ …İşte o Ümmî Nebi, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten men eder. Onlara temiz şeyleri helal kılar, pis şeyleri ise haram kılar. Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri kaldırır…﴿ [26]

Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:

“…Dikkat! Rasûlullah’ın haram kıldığı şeyler, Allah’ın haram kıldıkları gibidir.”[27]

﴾ Hayır, Rabbine andolsun ki, onlar aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem yapıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir darlık duymadan tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.﴿ [28]

﴾ Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Rasûl’e ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Allah’a ve Rasûlü’ne döndürün. Şayet Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsanız bu daha hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir.﴿ [29]

* Bütün bunların sebebi İslam dininin, Allah’ın Kitabı ve Nebisi’nin sünnetleriyle tamamlanmış olmasıdır:

﴾ …Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’dan razı oldum…﴿ [30]

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de şöyle buyurmuştur:

“Siz sevap kazanmak için aracı olun. Ancak Allah, Nebisi’nin diliyle dilediği hükmü verecektir.”[31]

“Sizi Allah’a yaklaştırıp ateşten uzaklaştırıcı hiçbir şeyi terk etmedim, hepsini size emrettim, sizi Allah’tan uzaklaştırıp ateşe yaklaştırıcı hiçbir şeyi terk etmedim, hepsini size yasakladım.”[32]

* Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) a itaat edip her halinde ona uymaya gayret etmek; hidayete ulaşmaya, merhamete mahzar olmaya, günahların bağışlanmasına ve neticede en büyük kurtuluş olan cennete girmeye sebeptir.

﴾ De ki: Allah’a itaat edin, Rasûl’e itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz artık Rasûl’ün sorumluluğu kendisine yüklenendir. Eğer ona itaat ederseniz hidayet bulmuş olursunuz.﴿ [33]

﴾ Ey kavmimiz! Allah’ın davetçisine uyun ve ona iman edin ki, (Allah) günahlarınızı bağışlasın ve sizi elîm bir azaptan korusun.﴿ [34]

﴾ Allah’a ve Rasûlü’ne itaat edin ki merhamet olunasınız.﴿ [35]

﴾ …Kim Allah’a ve Rasûlü’ne itaat ederse, işte onlar Allah’ın kendilerini nimetlendirdiği nebiler, sıddîklar, şehitler ve salihlerle beraberdir. Onlar ne iyi arkadaştırlar.﴿ [36]

Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

“Ümmetimin hepsi cennete girecektir ancak, imtina edenler (çekinenler) giremeyecektir, buyurdu. Sahâbîlerden bazıları:

-İmtina edenler kimlerdir ya Rasûlallah? diye sorunca Rasûlullah:

Kim bana itaat ederse cennete girer, her kim de bana asi olursa o imtina etmiş olur, buyurdu.”[37]

* Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) a yapılan itaatsizlik amellerin boşa gitmesine ve kabul görmemesine, onun sünnetlerini önemsemeyip isyan etmek cehenneme girilmesine bir sebeptir. Rasûlullah’a olan iman ve itaatlerini ağızlarıyla söyleyip de yüz çevirenler mü’min değildir:

﴾ Ey iman edenler! Allah’a itaat edin ve Rasûl’e itaat edin de amellerinizi boşa çıkarmayın.﴿ [38]

﴾ Kim Allah’a ve Rasûlü’ne isyan eder ve O’nun sınırlarını aşarsa, (Allah) onu içinde ebedi kalacağı ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.﴿ [39]

﴾ …Kim Allah’a ve Rasûlü’ne itaat ederse (Allah) onu altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de yüz çevirirse ona elem verici bir azap vardır.﴿ [40]

‘Allah’a ve Rasûl’e iman ve itaat ettik.’ diyorlar, sonra da içlerinden bir grup yüz çeviriyor. Onlar mü’min değildir.﴿ [41]

Bütün bu anlatılanlar ancak meşru ölçülerde yapılmalı, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bulunduğu yüce mevkiden (nübüvvet mevkisinden) daha yukarıya, haşa ilahlık mevkisine yükseltilmemeli, bu mevkiden aşağı da indirilmeden hakkı verilmeli, ifrat (aşırılık) ve tefritten (ihmal) sakınılarak ikisinin arası orta bir yol izlenmelidir.

Bu hususta Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Hıristiyanların Meryem oğlu İsa’yı övmede haddi aştığı gibi siz de beni övmede haddi aşmayın. Ben ancak Allah’ın bir kuluyum. Benim için ‘Allah’ın kulu ve Rasûlü’ deyin.”[42]

Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ın Mucizeleri:

Bunlar Kur’an’da ve sahih hadislerde oldukça fazla yer almaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır:

  1. En büyük mucizesi Kur’an’dır. Kur’an-ı Kerim, Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in en büyük ve ölümsüz mucizesidir.

Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Nebilerden her bir Nebi’ye muhakkak surette, iman edilen ayetlerin (mucizelerin) benzeri veya insanların kendisine iman ettiği mucizelerden verilmiştir. Hiç şüphesiz ki bana ihsan olunan mucize, Allah’ın bana vahyettiği (Kur’an) dir.”[43]

Alimler Kur’an’ın mucize oluşunu üç başlık altında toplamışlardır.

  1. a) Lugavî Mucizeliği: Arapça en zengin ve üstün bir dil olmasına ve Kur’an’ın indirildiği dönemlerde de en parlak dönemlerini yaşamasına rağmen Kur’an karşısında aciz kalmış, Kur’an’ı inkar eden dil alimleri O’nun bir kusurunu bulamamanın acziyetini yaşamışlar, Allah’ın; ﴾ O’nun benzeri bir söz getirsinler bakalım!﴿ [44] şeklindeki meydan okumasına cevap verememişlerdir.
  2. b) İlmî Mucizeliği: Kur’an, tüm insanları düşünüp ibret almaya teşvik etmekte, onlara bilginin kapılarını açmakta ve ilim yolunda ilerleyip her yeni ilmi kabul etmeye çağırmaktadır. Aynı zamanda Kur’an’da, doğru yolu göstermek için verilmiş ilmî işaretler vardır.
  3. c) Teşriî Mucizeliği: Kur’an, ferdin terbiyesiyle işe başlar, onun vicdanını tevhid akidesiyle özgür kılar. Ferdin terbiyesi ile toplumun ıslahı ayrılmaz bir bütündür.

Bundan sonra toplumun çekirdeği olan ailenin kurulmasına ve onun ıslahına yönelir.

Aileden sonra da toplumu yöneten hükümet nizamını ortaya koyar. Bilindiği gibi bu, ferdî otoriteyi men eden şura (danışma) ve eşitlik yönetimidir. Yasama hakkı insanlara bırakılmamış, kanunları bizzat mahlukatını en iyi tanıyan ve onlara en faydalısını emreden Yüce Yaratıcı koymuştur.

Toplum içi ilişkilerden sonra, barışta ve savaşta Müslümanlarla komşuları arasındaki uluslararası ilişkileri belirlemiştir.

  1. Ayın Yarılması:

﴾ Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.﴿ [45]

Enes b. Malik (Radıyallahu Anh) şöyle tahdis etti:

“ Mekke ehli Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tan bir mucize göstermesini istediler. O da kendilerine ayın ikiye bölünmesini gösterdi.”[46]

  1. İsra ve Mi’rac Hadiseleri:

İsra, Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ın bir gece Mekke’den alınıp Kudüs’e götürülmesi, Mi’rac ise oradan ruh ve bedeni ile semaya yükseltilmesidir. Her iki olay da Kur’an’da bahsi geçen İsra Gecesi’nde olmuştur.

﴾ Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını göstermek için kulunu Mescid-i Haram’dan (alıp), çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren (Allah) noksan sıfatlardan münezzehtir…﴿ [47]

Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mescid-i Aksa’ya getirildikten sonra semaya yükseltildi, yedinci kat semaya kadar çıktı. Sonra bundan da öteye, Allah’ın dilediği yere kadar götürüldü ki burası, Sidretü’l-Münteha ve Cennetü’l-Me’va’nın yanındadır. Allahu Teâlâ dilediği şeylerle ona ikramda bulundu, onunla konuştu ve beş vakit farz namazı ümmetine orada aracısız olarak farz kıldı. Cennete girdi, bazı nimetleri gördü. Cehenneme girdi. Melekleri ve Cebrail (Aleyhi’s-Selam) i aslî suretiyle gördü. Bütün bunlar baş gözüyle gördüğü gerçek şeylerdi. Sonra Beytü’l-Makdis’e indi, diğer nebilere imam oldu ve namaz kıldırdı. Daha sonra da tan yeri ağarmadan ve yatağı henüz soğumadan önce Mekke’ye döndü.[48]

Bütün bunlar o yüce Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ye bir ta’zim, onu diğer şerefli nebilerden (Aleyhimu’s-Selam) daha büyük bir şerefe nail etmek ve onun makamının yüce ve herkesin üstünde olduğunu açıkça ortaya koymak için gerçekleştirildi, Allahu a’lem.

  1. Hicret Esnasındaki Olaylar:
  2. a) Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile iki yol arkadaşı Ebu Bekir ve Amir b. Fuheyre (Radıyallahu Anhuma) yi takip eden Suraka b. Malik’in atının iki kere kapaklanması, en sonunda da ön ayaklarının kuru ve sert bir zemine batması,[49]
  3. b) Ümmü Mabed isimli kadının, zayıflığından dolayı yayılmaya bile gidemeyen dişi ku-zusundan Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ın memelerini sıvazlayarak bolca süt sağması.[50]
  4. Birkaç Kez Suyun Çoğalması:
  5. a) Suyun çok az bulunduğu birçok kereler Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ın parmaklarının arasından su fışkırması neticesinde onlarca ve yüzlerce kişinin suya kanacak kadar içmeleri ve ondan abdest almaları,[51]
  6. b) Hudeybiye’de suyu çekilmiş bir kuyudan Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ın bereketiyle 1400 sahâbenin ve ilaveten bineklerinin kana kana su içmeleri.[52]
  7. Birkaç Kişilik Yemeğin Bir Bölüğe Yetmesi:

Ebu Talha (Radıyallahu Anh), Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ın sesinin açlıktan dolayı zayıf çıktığını fark edince eşi Ümmü Süleym (Radıyallahu Anha) e bunu anlattı ve yiyecek olarak neyi varsa çıkarmasını istedi. Birkaç parça ekmek ile biraz yağ karıştırıldı, Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu yiyecek hakkında dua etti ve neticede birkaç kişiye ancak yetecek bu katıkla 70 ya da 80 kişi doydular.[53]

  1. Eksilmeyen Hurma Yığınları: Abdullah b. Amr b.Haram (Radıyallahu Anh) Uhud’da şehit düştüğünde arkasında oldukça yüklü borç bırakmıştı. Oğlu Cabir (Radıyallahu Anhuma) hurmanın hasadı vaktinde alacaklıların baskısından dolayı Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tan aracı olmasını istedi. Çünkü biliyordu ki, bu ürün babasının borçlarını kapatmazdı. Hurmalar birkaç yığın olarak toplandı, Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yığınların etrafında dolaşarak dua etti ve yanlarına oturdu. Borç tamamen ödendiğinde yığınlardan hiçbir şey eksilmemiş gibiydi.[54]
  2. İnleyip Feryat Eden Kütük: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), hutbe irad etmek istediğinde mescitte bulunan bir hurma kütüğüne dayanırdı. Ona bir minber yapıldı, Cuma hutbesi için minbere çıkınca o kütük parçası bir çocuk gibi feryat etti. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) minberden inip onu kucaklayarak teskin ettiğinde kütük susturulan bir çocuk gibi hafif hafif inliyordu.[55]
  3. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ın Yanına Gelen Hurma Salkımı: Bir çöl bedevisi Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) a: ‘Senin nebi olduğunu nereden bileyim?’ deyince Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): ‘Şu hurma salkımını çağırsam Allah’ın Rasûlü olduğuma şahitlik eder misin?’ diye sordu. Bunun üzerine salkım, ağaçtan indi ve Nebi’nin yanına geldi, sonra ona: ‘Dön!’ diye emretti, o da yerine döndü.[56]
  4. Şam Yolunda Olan Hadiseler: Nübüvvetten önce Ebu Talib, yeğeni ile Şam’a ticaret için yola çıktığında Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ye secde etmedik tek bir taş ve ağaç kalmamıştı. Rahibin yanında mola verdiklerinde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), üzerinde kendisini gölgelendiren bir bulut olduğu halde geldi. Cemaate yaklaştığında ağacın gölgesini kaplamış olduklarını gördü ve kenara oturdu. Bunun üzerine ağacın gölgesi onun üzerine kaydı ve onu gölgelendirmeye başladı.[57]
  5. Selam Veren Taş: Nübüvvetten önce Mekke’de, Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) e selam veren bir taş vardı.[58]

Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in bu ve benzeri mucizeleri oldukça fazladır.

Rabbim bizleri Rasûlullah’ı seven ve ona itaat eden, sevdiği ve razı olduğu kullarından eylesin, hakka ve hayra muvafık kılsın, hidayet ettiği kullarından eylesin ve hidayetini dilediği kullarının hidayetine vesile kılsın. Amin!…

Vallahu a’lem, ve’s-salatu ve’s-selamu alâ Rasûlina Muhammed, ve’l-hamdu lillahi Rabbi’l-alemîn.

[1] Buhârî 3601

[2] Ahzab 40

[3] En’am 19

[4] Sebe 28

[5] Enbiya 107

[6] Ahkaf 29

[7] Buhârî 3343

[8] Tirmizî 3854

[9] Tirmizî 3355, 3855. Benzeri için bak: Müslim 2278/3

[10] Buhârî 3330

[11] Müslim 523/5, Buhârî 2783. “…beş şey…” lafzı için bak: Buhârî 428, Müslim 521/3.

[12] Necm 3-4

[13] Hadid 28

[14] Fetih 13

[15] Müslim 153/240

[16] Nisa 59

[17] Ahzab 21

[18] Tevbe 24

[19] Buhârî 170, Müslim 44/70

[20] Nisa 80

[21] Buhârî 2766, 6986, İbni Mace 3

[22] En’am 33

[23] Âl-i İmran 31

[24] Haşr 7

[25] Ebu Davud 4604

[26] A’raf 157. Benzeri için bak:Tevbe 29

[27] Tirmizî 2801, İbni Mace 12

[28] Nisa 65

[29] Nisa 59

[30] Maide 3

[31] Buhârî 1358, 6015, 7344, Tirmizî 2811

[32] Begavî 4111, Beyhakî 13443

[33] Nur 54

[34] Ahkaf 31

[35] Âl-i İmran 132

[36] Nisa 69

[37] Buhârî 7143

[38] Muhammed 33

[39] Nisa 14

[40] Fetih 17

[41] Nur 47

[42] Buhârî 3261

[43] Buhârî 5076, 7140, Müslim 152/239

[44] Tur 34

[45] Kamer 1

[46] Buhârî 3404, Müslim 2802/46

[47] İsra 1

[48] Müslim 162/259, Buhârî 3635

[49] Buhârî 3662

[50] Bezzar Keşfu’l-Estar 2/103, Heysemî 6/85, Begavî, Taberânî, Hakim, Beyhakî vd.

[51] Buhârî 3353-3359, Müslim 2279/4-7

[52] Buhârî 3356

[53]  Buhârî 3358

[54] Buhârî 2630, 3360

[55] Buhârî 3364-3365, Tirmizî 3868

[56] Tirmizî 3869

[57] Tirmizî 3861

[58] Müslim 2277/2

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir