بِسْمِ اللهِ وَ الْحَمْدُ لِلَّهِ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ

  1. Selam Vermek Ve Almak (Selama Karşılık Vermek) Vaciptir.
    a) Allahu Teala şöyle buyurmaktadır:

وَإِذَا حُيِّيْتُمْ بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّواْ بِأَحْسَنَ مِنْهَا أَوْ رُدُّوهَا إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ حَسِيباً {86} ﴾ ﴿

“Bir selam ile selamlandığınızda ondan daha iyisiyle veya aynısıyla selamı alın…”[1]
b) “Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh) şöyle rivayet etti: Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

-Müslüman’ın Müslüman üzerindeki hakkı altıdır. (Kendisine):

-Nedir onlar ya Rasûlallah? denildiğinde:

(1) Ona rastladığın zaman selâm ver/ selama karşılık ver,

(2) Seni davet ederse icabet et,

(3) Senden nasihat isterse ona nasihat et,

(4) Hapşırınca Allah’a hamd ederse (elhamdulillah derse) ona teşmit et (yerhamukellah=Allah sana rahmet etsin, de),

(5) Hastalanırsa ona hasta ziyareti yap,

(6) Öldüğünde arkasından git, buyurdu.[2]
c) Cabir b. Abdullah (Radıyallahu Anh)’dan rivayete göre Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Selam kelamdan (konuşmadan) öncedir.”[3]

  1. Mü’minlerin Bulunduğu Bir Yere Giren Veya Oradan Çıkan Kimse Orada Bulunanlara Selam Vermelidir:
    a) Allahu Teala şöyle buyurmaktadır:

﴿ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتاً غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتَّى تَسْتَأْنِسُوا وَتُسَلِّمُوا عَلَى أَهْلِهَا ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ {27} ﴾

“Ey iman edenler, kendi evlerinizden başka evlere, (yakınlık kurup) izin almadan ve ev ahalisine selam vermeden girmeyin.”[4]
b) Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh) şöyle rivayet etti: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Biriniz, bir meclise vardığı zaman selâm versin, (meclisten) ayrılırken de selam versin. Birinci (selam) sonucundan daha önemli değildir.”[5]
c) Ebû Hureyre (Radıyallahu Anh) şöyle dedi:

“Biriniz (din) kardeşiyle karşılaştığı zaman ona selam versin. Eğer aralarına bir ağaç, duvar veya (büyükçe) bir taş girer sonra da onunla karşılaşırsa ona yine selam versin.”[6]
d) Enes b. Malik (Radıyallahu Anh)’dan rivayet edildi:

“Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in ashabı toplu bulunurlardı da, onların (yürürlerken) karşılarına bir ağaç çıkardı. Bunlardan bir kısmı ağacın sağından ve diğer bir kısmı ağacın solundan giderdi de, karşılaştıkları zaman birbirlerine selam verirlerdi.”[7]
e) Muaviye ibni Kurre demiştir ki, babam (Kurre) bana şöyle dedi:

“Hayrını umduğun bir mecliste bulunursun da, herhangi bir ihtiyaç seni aceleyle ayrılmaya sevk ederse:

-Selamun aleykum, de. Çünkü sen böyle yapmakla, o mecliste onlara isabet edecek olan hayra iştirak etmiş olursun. Herhangi bir mecliste oturan insanlar, Allah anılmadan o meclisten dağılırlarsa bir merkep (eşek) leşinden dağılmış gibi olurlar.”[8]
f) Cabir (Radıyallahu Anh) şöyle dedi:

“Evine girdiğinde onlara (ev ahaline) Allah katından mübarek ve temiz bir selamla selam ver!”[9]

  1. Selam; İslam’ın En Hayırlı Ameli, Allah’a Yakınlaşma, Cennete Girme Ve Müminlerin Birbirini Sevme Sebebi Yapılmıştır:
    a) Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh) şöyle rivayet etti: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Nefsim (canım) elinde olana yemin olsun ki siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Ben size yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir iş göstereyim mi? Selamı aranızda yayın.”[10]
b) Abdullah b. Selam (Radıyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine’ye geldiğinde söylediği ilk sözü şu oldu:

-Ey insanlar! Selamı yayın, yemek yedirin, insanlar uykuda iken namaz kılın ki selametle cennete giresiniz.”[11]
c) Abdullah b. Amr (Radıyallahu Anh) şöyle rivayet etti: Bir adam Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) e:

-İslam’ın hangi (ameli) daha hayırlıdır? diye sorunca şöyle cevap verdi:

-Yemek yedirmen, tanıdığına ve tanımadığına selam vermendir.”[12]

d) Ebu Umame (Radıyallahu Anh) şöyle rivayet etti: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İnsanların Allah’a en yakın olanı, onlara ilk önce selam verenleridir.”[13]

e) Enes (Radıyallahu Anh) şöyle rivayet etti: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Selam, Allahu Teala’nın isimlerinden bir isimdir Onu Allah (selamlaşmak için) yeryüzüne koymuştur. O halde aranızda selamı yayın.”[14]

  1. Selamın Mahlukat Arasında Başlangıcı:

Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh) şöyle rivayet etti: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Allah (Azze ve Celle) Adem’i kendi suretinde yarattı. Onun uzunluğu altmış arşındır (yaklaşık 30 m.). Adem’i yaratınca (ona):

-Git de şu topluluğa selam ver, buyurdu. Bunlar meleklerden bir cemaat olup, oturuyorlardı. Sana ne cevap vereceklerini dinle! Çünkü bu senin ve zürriyetin için selam olacaktır, dedi. Adem de giderek:

-Es-selamu aleykum, dedi. Melekler:

-Es-selamu aleyke ve rahmetullah, dediler. Ve ona Allah’ın rahmeti sözünü ziyade ettiler. Cennete giren herkes Adem’in suretinde olacaktır. Şimdiye kadar insanların yaratılışı eksilmekte devam etmiştir.”[15]

  1. Selam Verme Şekli ve Mükafatı:

İmran b. Husayn (Radıyallahu Anhuma) şöyle rivayet etti:

“Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelip:

-Es-selamu aleyküm! dedi. (Nebi) onun selamına aynı şekilde karşılık verdi ve (selam veren şahıs) oturdu. Bunun üzerine (Nebi):

-On hasenat (sevap kazandı), buyurdu. Sonra bir başkası gelip:

-Es-selamu aleykum ve rahmetullah! diyerek selam verdi (Nebi) bu selamı da aldı, (o adam da yerine) oturdu. (Nebi bu adam için de:)

-Yirmi hasenat (sevab kazandı), buyurdu. Sonra bir başkası daha geldi. O da:

-Es-selamu aleykum ve rahmetullah ve berekatuh! diye selam verdi. (Nebi) onun selamını da aldı. (Adam da yerine) oturdu. (Nebi bu adam için de):

-Otuz hasenat (sevap kazandı) buyurdu.”[16]

Mevzumuzu teşkil eden bu hadis, selamın üç şekilde verilebileceğini ve ‘aleykum’ kelimesinden sonraki kelimelerden her birisi için ilaveten on sevap yazılacağını ifade etmektedir.

Selam verirken harf-i tarifli olarak ‘es-selamu aleykum’ demekle, harf-i tarifsiz olarak ‘selamun aleykum’ demek pratikte pek farklı sayılmaz. Her iki şekilde de Kur’an’da vaki olduğu için her ikisiyle de selam verilebilir. ‘Aleykümu’s-selam’ diyerek harf-i tarifli olarak selam almak, ‘aleykum selam’ diyerek harf-i tarifsiz olarak selam almaktan daha faziletlidir.

  1. Hangi Durumda Kimler Önce Selam Vermelidir?

Karşılaşan iki kimseden küçük olanın büyüğe, az olan cemaatin çok olanlara, yürüyenin oturana, binili olanın yaya olana selam vermesi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından tesbit edilmiştir.
a) Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh) şöyle rivayet etti: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Küçük büyüğe, yürüyen oturana, az da çoğa selam verir.”[17]
b) Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh) şöyle rivayet etti: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Binekli olan yürüyene, yürüyen oturana, az olan cemaat de çok olana selâm verir”[18]

  1. İşaretle Selam Vermek Caiz Değildir. Selam Sesli Verilmelidir:
    a) Abdullah b. Amr (Radıyallahu Anh) şöyle rivayet etti: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bizden başkalarına benzemeye çalışanlar bizden değildir. Yahudi ve Hıristiyanlara benzemeyin. Yahudilerin selamlaşmaları parmak işaretiyledir. Hıristiyanların selamlaşmaları ise el ile işaret etmekledir.”[19]
b) Ata b. Ebi Keban’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

“Ashab, elle selam vermeyi hoş görmezdi.”[20]
c) Sabit b. Ubeyd’den rivayet edildiğine göre şöyle dedi:

“Abdullah b. Ömer (Radıyallahu Anhuma)  nın bulunduğu bir meclise gittim, şöyle dedi:

-Selam verdiğinde duyur. Çünkü o, Allah katından bir sağlık dileğidir, mübarektir, hoştur.”[21]

  1. Çocuklara Ve Fitne Olmayacaksa Kadınlara Selam Verilebilir:
    a) Sabit el-Bünani (Rahmetullahi Aleyh) şöyle haber verdi:

“Kendisi Enes (Radıyallahu Anh) ile beraber yürüyordu. O bazı çocukların yanına uğrayarak onlara selam verdi. Enes (Radıyallahu Anh), kendisi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte yürüdüğünü,  onun da bazı çocukların yanına uğrayarak onlara selam verdiğini haber verdi.”[22]
b) Esma bint Yezid (Radıyallahu Anha) şöyle dedi:

“(Biz) bir kadınlar topluluğu içerisinde iken Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (yanımızdan geçti ve) bize selam verdi.”[23]
c) Sehl b. Sa’d (Radıyallahu Anh) şöyle dedi:

“Bizim ihtiyar bir ninemiz vardı. O Medine’de Sâide Oğulları yurdundaki bir kuyuya adam gönderirdi. O yaşlı kadın silk (yana çoğundur) bitkisinin köklerinden alır, onları bir çömleğe atar, bir mikdar da arpa ezerdi. Biz Cuma Namazı’nı kıldığımız zaman gider, o ninemize selam verirdik. O da bizlere pişirdiği bu yemeği takdim ederdi. Biz bu yemekten dolayı sevinir, ferahlanırdık. Biz gündüz uykusunu (kayluleyi) ve gündüz yemeğimizi ancak Cuma Namazı’ndan sonra yapardık.”[24]

Genç kadın bir yerde tek başına bulunduğu zaman, erkeğin ona selam vermesi, onun erkeğin selamını alması veya onun erkeğe selam vermesi kesinlikle haramdır. Yabancı bir kadın selam verince selamı almak töhmeti gerektirecek ve fitne çıkacak olursa, ona cevap vermemek gerekir. Uygun olan bu şartlarda yabancı kadınlara selam vermemektir.

  1. Topluluk Halinde Selam Verme Ve Alma Adabı:

Hasan b.Ali (Radıyallahu Anhuma)’nın rivayetine göre Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Uğrayan bir cemaat adına içlerinden birinin selam vermesi yeterlidir, oturanlardan birinin de selamı alması (diğerleri adına) yeterlidir.”[25]

Selama vermek ve ona icabet, topluluk içerisinde farz-ı kifayedir. İçlerinden birisi selam verir ve iade ederse, diğerlerinden sakıt olur.

  1. Gayr-i Müslimlerle Selamlaşma Adabı:
    a) Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh) şöyle rivayet etti: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Yahudi ve Hıristiyanlara ilk olarak siz selam vermeyin (önce onlar selam versin). Onlardan herhangi birisiyle yolda karşılaştığınızda nu yolun en dar yerine mecbur edin.”[26]
b) Enes (Radıyallahu Anh) şöyle rivayet etti:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in ashabı, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) e:

-Kitap ehli (olan Yahudi ve Hıristiyanlar) bize selam veriyorlar. Biz onlara nasıl karşılık verelim? diye sorunca:

-‘Ve aleykum!’ diye cevap verin, buyurdu.”[27]

Şayet Müslüman öncelikle selam vermek zorunda kalırsa, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in özellikle gayr-i müslim devlet başkanlarına yazarken uyguladığı ve Taha Sûresi 47. ayette de zikrolunduğu gibi “es-Selamu alâ menittebea’l-hudâ (Selam hidayete tâbi olanların üzerine olsun!)” şeklinde selamlama yapmalıdır.
a) Allahu Teala şöyle buyurmaktadır:

} فَأْتِيَاهُ فَقُولَا إِنَّا رَسُولَا رَبِّكَ فَأَرْسِلْ مَعَنَا بَنِي إِسْرَائِيلَ وَلَا تُعَذِّبْهُمْ قَدْ جِئْنَاكَ بِآيَةٍ مِّن رَّبِّكَ وَالسَّلَامُ عَلَى مَنِ اتَّبَعَ الْهُدَى {47}{

“Haydi ikiniz ona gidin ve deyin ki: Doğrusu biz, senin Rabbinin elçileriyiz. Artık İsrailoğullarını bizimle gönder ve onlara azab etme. Hem biz, Rabbinden sana bir ayetle geldik. Selam hidayete tabi olanların üzerine olsun.”[28]
b) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in Rum Kralı Hirakliyus’a yazdığı mektup şöyledir:

“Rahman ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle. Allah’ın kulu ve Rasulü Muhammed’den Rum’un büyüğü Hırakl’e. Selam hidayete tabi olanların üzerine olsun…”[29]

  1. Biriyle Selam Yollandığında Ne Yapılmalı:

Birisi aracılığıyla başkasına selam gönderilebilir. Bu durumda aracı kişinin selamı ilgili kimseye ulaştırması gerekir. Selam yollanan kişi de selamı ‘Aleykum selam!’ diye değil de aşağıdaki hadiste geldiği şekliyle almalıdır. Bazı alimler selamı getiren kimseye de bu selamdan bir pay verilerek ‘Aleyke ve aleyhi’s-selam’ denilebileceğini söylemektedirler.

Aişe (Radıyallahu Anhuma) şöyle rivayet etti:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

-Ey Aişe! Bu Cibril’dir. Sana selam söylüyor! dedi. Ben de:

Aleyhi’s-selam ve rahmetullah ve berekatuhu (Selam, Allah’ın rahmeti ve bereketi O’nun da üzerine olsun) diyerek cevap verdim…”[30]

  1. Birine Selam Verildiğinde Selamı Almazsa Ne Yapılır?

Birine selam verildiğinde işitmeme veya önemsememe vb. sebeplerle selamı almazsa bu durumda alışkanlığımız üzere selam veren kendi selamını almaz. Çünkü ondan daha hayırlı olan sağındaki melek o selamı almış olacaktır. Meleğin selama karşılık verip dua etmesi, selam veren için daha hayırlı olur. Kendisine selam verilen kimse de bu selamı almamak suretiyle farzı terk ettiğinden günahkardır.

Abdullah b. Samit’ten rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

“Ebu Zerr (Radıyallahu Anh) a şöyle dedim:

-Ben Abdurrahman b. Ümmü’l-Hakem’e tesadüf ettim, ona selam verdim ama o bana hiç bir şeyle mukabele etmedi. Bunun üzerine Ebu Zerr (Radıyallahu Anh):

-Ey kardeşim oğlu! Bundan senin aleyhine ne olur? Senin selamını, onun sağında bulunan ve ondan daha hayırlı olan melek aldı, dedi.”[31]

  1. İçinde Kimse Bulunmayan Bir Yere Girildiğinde Nasıl Selam Verilir?

İçinde kimse bulunmayan ev, işyeri, depo, ambar vb yerlere girildiğinde gene alışkanlığımız üzere birine selam verir gibi değil de, orada bulunması muhtemel melek, Müslüman cin gibi varlıklar kastedilerek selam verilmelidir.

Abdullah b. Ömer (Radıyallahu Anhuma) şöyle demiştir:

“Bir kimse meskun olmayan (şenliği bulunmayan, içi boş) eve girdiği zaman: ‘Es-selamu aleyna ve alâ ibadillahi’s-salihin (Selam bize ve Allah’ın salih kullarının üzerine olsun)’ desin.”[32]

  1. Kimlere Selam Verilmez?
    a) İbni Ömer (Radıyallahu Anhuma) şöyle rivayet etmiştir:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) küçük abdestini bozmakta iken bir adam ona selam verdi. Fakat Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun selamını almadı.”[33]

b) Cabir b. Abdullah (Radıyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) küçük abdestini bozarken bir adam ona uğradı ve selam verdi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

-Beni buna benzer bir halde gördüğün vakit bir daha bana selam verme. Şayet selam verirsen selamını almam, buyurdu.”[34]

Görüldüğü gibi selam verilmeyecek kimse olarak sadece ihtiyacını gideren kimse zikredilmekte başka biri zikredilmemektedir. Halk arasında dolaşan ibadetle meşgul olan (Kur’an okuyan, namaz kılan, tesbihat yapan vb.) kimselere selam verilmeyeceğine dair sahih bir rivayet yoktur. Aksine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisi namazdayken selam verenin selamını el ve parmak işaretiyle almıştır.[35]

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَ بِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ اِلهَ اِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَ أَتُوبُ إِلَيْكَ

[1] Nisa 86

[2] Müslim 2162/4-5, Buhari 1239

[3] Tirmizi 2841

[4] Nur 27

[5] Ebu Davud 5208, Tirmizi 2848, Buhari Edebu’l-Müfred 1007-1008, Ahmed

[6] Ebu Davud 5200, Edebu’l-Müfred 1010

[7] Edebu’l-Müfred 1011

[8] Edebu’l-Müfred 1009

[9] Edebu’l-Müfred 1095

[10] Müslim 54/ 93, Ebu Davud 5193, Tirmizi 2828, İbni Mace 68, Edebu’l-Müfred 980, Ahmed

[11] Tirmizi 2603, İbni Mace 1334

[12] Buhari 12, Edebu’l-Müfred 1013, Müslim 39/63, Ebu Davud 5194, İbni Mace 3253, Nesaî iman 12, Ahmed 2/169

[13] Ebu Davud 5197, Tirmizi 2834

[14] Edebu’l-Müfred 989

[15] Buhari 3326, Edebu’l-Müfred 978, Müslim 2841/28

[16] Ebu Davud 5195, Tirmizi 2829, Edebu’l-Müfred 986

[17] Buhari 6233, Ebu Davud 5198, Tirmizi 2847

[18] Buhari 6232, Müslim 2160/1, Ebu Davud 5199, Tirmizi 2845-2846, Ahmed 3/44

[19] Tirmizi 2835

[20] Edebu’l-Müfred 1004

[21] Edebu’l-Müfred 1005

[22] Buhari 6447, Müslim 2168/14-15, Ebu Davud 5202-5203, Tirmizi 2836, İbni Mace 3700

[23] Ebu Davud 5204, Tirmizi 2838, İbni Mace 3701

[24] Buhari 6448

[25] Ebu Davud 5210

[26] Müslim 2167/13, Tirmizi 2842, Ebu Davud 5207

[27] Buhari 6258, Müslim 2163/7, Ebu Davud 5207, İbni Mace 3697

[28] Taha 47

[29] Buhari 6, Müslim 1773/74

[30] Tirmizi 4130-4131, Buhari 6253, Müslim 2447/90, İbni Mace 3696

[31] Edebu’l-Müfred 1038

[32] Edebu’l-Müfred 1055

[33] Tirmizi …

[34] İbni Mace 352, İbnu’l Carud 37-38, Albani Sahiha 197

[35] Ebu Davud 925, 927, Tirmizi 368, Nesai 1185-1186

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir