بِسْمِ اللهِ وَ الْحَمْدُ لِلَّهِ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ

Bu hususta rivayet edilen belli başlı hadisler:

  1. Usame b. Zeyd (Radıyallahu Anhuma) den, Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Faiz, ancak veresiye alışveriştedir.”[1]

  1. Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir satış içinde iki satış yapmayı yasakladı.”[2]

  1. İbni Mes’ud (Radıyallahu Anh) dan, Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İki alışveriş içinde bir alışveriş faizdir.” İbni Mes’ud (Radıyallahu Anh) dedi ki:

-İki alışveriş içinde bir alışveriş kişinin: ‘Eğer peşin alırsan şu fiyata, vadeli ise şu fiyatadır.’ demesidir.[3]

  1. Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh) den, Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kim bir satış içinde iki satış yaparsa o kişi ya iki satıştan en düşük fiyatı alır ya da faiz almış olur.[4]

  1. Abdullah b. Amr (Radıyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) müşteriden borç almak şartı ile ona satış yapmayı, bir satışta iki şart koşmayı ve mülkiyetine geçirmediği bir şeyi satmayı yasakladı.”[5]

Bu Hadislerden Elde Edilen Fıkıh:

Bu hadislerin izahında alimlerden muhtelif açıklamalar gelmiş ve buna bağlı olarak muhtelif fıkhî görüşler ortaya çıkmıştır. Bunlar genel hatlarıyla şöyledir:

a) Malın fiyatı peşin şu fiyata, vadeli şu fiyata diye konuşulur da herhangi bir fiyat üzerinde anlaşılmadan satış yapılırsa, bu akit geçersizdir. Ancak taraflar bu iki tercihten herhangi birinde anlaşırlarsa akit geçerli ve alışveriş helal olur. (Süfyan-ı Sevrî, el-Evzâî, Hattabî, Şevkânî, Heysemî, İbni Kudame, Serahsî)

Fiyat anlaşılmadan satış yapılırsa satıcı için iki fiyattan en azı ve iki vadeden en uzunu câridir. (Tâvus, Süfyan-ı Sevrî, el-Evzâî)
b) Satıcının bir malı, bir süreliğine kullanmak veya alıcının kendisine hediye ya da ödünç para vermesi şartıyla satmasıdır. (Merginânî, İbni Hümâm, İbni Âbidîn)
c) Satıcının, herhangi bir malı (mesela bir evi) belli bir meblağ karşılığı, alıcının başka bir malı (mesela bir köleyi) kendisine başka bir meblağ karşılığı satması şartıyla satmasıdır. (İmam eş-Şâfiî)
d) Satıcının herhangi bir malı için ‘Peşin şu fiyata, vadeli şu fiyatadır.’ demesidir. Bu şekilde tek bir alışverişte iki çeşit alışveriş /veya şart vardır. (İbni Mes’ud, İmam Malik, İbni Sîrîn, Simâk, Nesâî, İbni Hibban, İbnu’l-Esîr, el-Elbânî)

Bu İddia ve Görüşlere Verilen Cevaplar:
a) Görüşü Hakkında: Bu görüşe gidenler, bir mal hakkında iki ayrı fiyat verilen alışverişlerde yasağı fiyatın bilinmemesine hamletmişlerdir. Öncelikle bu görüş; 3 ve 4 nolu hadislerdeki açık faiz hükmünü ortaya çıkaran izah kısımlarına uygun olmayan bir görüştür.

İkinci olarak; hadisteki yasağı bu şekilde illetlendirmek satışta kabul ve icab (aldım-sattım) sözünü şart koşmak olur ki, bu şartın kitap ve sünnette delili yoktur. Aksine, alışverişte karşılıklı rıza ile alım ve satıma her ne delalet ediyorsa işte o alışverişi kesinleştiren şer’î alışveriştir.

Hal böyle olunca, iki ayrı fiyat verilen alışverişlerde müşteri malı alıp götürürken malın ücretini verirse peşin fiyatından aldığı, ücreti vermezse vadeli fiyatından satın aldığı ortaya çıkar. Dolayısıyla ortada satış fiyatının bilinmemesi diye bir illet yoktur. Bu sebeple bu görüş geçerliliğini yitirmiş  olur.
b) Görüşü Hakkında: Bu görüşü iki başlık altında inceleyelim:

(1) Bir malı bir süreliğine kullanmak şartıyla satış, Cabir (Radıyallahu Anh) in bir sefer dönüşü esnasında devesini Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) a, Medine’ye dönene kadar o deveden istifade etmek şartıyla satması[6] sebebiyle caizdir.

(2) Hediye ya da ödünç para vermesi şartıyla satış ise, 5 no’lu hadis sebebiyle zaten müstakilen yasaklanmıştır.

Dolayısıyla bu görüş de geçerliliğini yitirmiştir.
c) Görüşü Hakkında: Bu görüşe göre; satıcının malını satmak için alıcının herhangi bir malını kendisine satması şartı getirmesi söz konusudur. Böyle bir durumda alıcı, satıcının teklifini değerlendirir. Hoşuna gider ve kabul ederse alır, satar. Kabul etmezse almaz ve satmaz. Bu alışverişte herhangi bir tarafın aleyhine olacak bir durum tespit edemedim. Böyle bir alışveriş caizdir. Zaten bu husustaki diğer hadislerde bildirilenlere de pek uygunluk arz etmemektedir. Dolayısıyla bu görüş de geçersizdir.
d) Görüşü Hakkında: Bu görüş; hem hadisin ravileri tarafından tarif edilen, hem de 1 no’lu hadisteki sakındırmayı ihtiva eden görüştür. Nitekim geçmişte ve günümüzde yaygın olarak başvurulan, satıcıya haddinden fazla kâr bırakıp alıcıyı elinin darlığından dolayı zarara sokan bir alışveriş türüdür.

Ey Müslüman kardeşim! Bugün tüccar arasında yayılan bu muamele yani taksitli alışverişte ödemenin tehiri karşılığında alınan ziyade ücret, ödeme tarihi uzadıkça ücretin artması, şer’î olmayan bir muameleden başka bir şey değildir. Çünkü bu, insanlara kolaylık sağlamak, onlara şefkat etmek ve onların yükünü hafifletmek üzere ayakta duran İslam’ın ruhuna muhaliftir. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Satarken, satın alırken, alacağını talep ederken ve borcunu öderken müsamahalı davranan kimseye Allah rahmet etsin[7] ve “Her kim yumuşak, uslu ve (insanlara tevazu ile) yakın ise, Allah o kimseyi ateş üzere haram eder[8] buyurmuştur.

Herhangi bir satıcı, Allah’tan korksa, malını vadeli veya taksitle peşin fiyatına satsa, bu onun için daha kazançlıdır, hatta maddi yönden bile böyledir. Bu fiil müşterinin ona akın etmesini, devamlı ondan alışveriş yapmasını sağlayacaktır. Allahu Teâlâ’nın:

Her kim Allah’tan korkarsa, Allah onun için çıkış yolu yaratır. Ve onu hiç hesap etmediği yerden rızıklandırır.﴿[9] ayeti iyi düşünülmelidir.

Vallahu a’lem, ve’s-salatu ve’s-selamu alâ Rasûlina Muhammed, ve’l-hamdu lillahi Rabbi’l-alemîn.

[1] Buhârî 2001, Müslim 1596/101-104, Nesâî 4557

[2] Nesâî 4607, Tirmizî 1247

[3] İbni Nasr es-Sünne 54. Bu kısım ravi Simâk’a ait olmak üzere bak: Ahmed 1/398

[4] Ebu Davud 3461

[5] Nesâî 4604

[6] Ebu Davud 3055

[7] Buhârî 1919, Tirmizî 1320, İbni Mace 2203, İbni Hibban 4903, Taberanî 1/240 Mu’cemu’s-Sağir, Beyhakî 5/357, Begavî 2044, Ahmed 3/340

[8] Taberanî 20/832–Mu’cemu’l-Kebir, Hakim 1/126, Beyhakî 8123–8125

[9] Talak 2–3

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir